Sayfalar

08 Eylül 2011

hurafeler ve uydurulan hadisler

hurafeler

Tarih boyunca dine sokulan hurafeler göklerin yüceler yücesi katlarından inen dinleri bozmuş, insanları birbirine düşürmüştür. Üstelik bunlar ne kadar saçma ve boş olursa insanın çabası o kadar artmış, üstüne üstlük zor, anlaşılmayan,akıl almaz biçimdeyse o kadar yayılmış ve gerçek kutsal metinlerin önüne geçerek yüzlerce misliyle kitaplarda ve toplum yaşamında hüküm sürmüştür. Bu saçma sapan şeyleri dinselleştiren toplumlar, inançları gereği saçma yaşamların, sistemlerin esiri olmuşlardır.
***

Kuran, kendisinin her şeyi açıklayan, yeterli ve dinin tek kaynağı olduğunu söylemektedir.

Sana her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, doğruya ileten, rahmet olan ve Müslümanlara müjde olan kitabı indirdik.
16- Nahl Suresi 89

Durum bu iken insanlara ne oluyor?

 Ve gerçekten O (Kuran) iman edenler için bir doğruluk rehberi ve bir rahmettir.
27- Neml Suresi 77


Eğer bir hadis, Kuran, başka bir hadis ve mantıkla çelişmiyor ve dini anlayışa ilave yapmıyorsa doğru mudur? Bu sorunun cevabı: “Bilemeyiz”dir.  Üstelik Kuran yeterli iken şüpheli kaynak olan hadislerle niye uğraşalım ki? Kuran’da Allah zanna tabi olmamamızı söylerken, niye Allah’ın bu emrini çiğneyip zan olan hadislerden medet umalım.

Ayrıca Peygamberimiz kendi sözlerinin kitaplaştırılmasını yasaklamıştı.  Tabiki tüm bu yalan hadisler, hurafelerde bir sınama bir imtihandır, insanlar imanlarına göre günün birinde ayrılacaklar.


DİNİ EKSİK ZANNEDİP, KENDİNCE DİNİ KURTARANLARIN UYDURMALARI
Dindar olarak tanınan birçok gözde(!) Müslümanın durumu Yahya bin Said’in: “Salih kişileri hadiste olduğu kadar hiçbir şeyde yalancı görmedik.” sözünde en güzel ifadesini bulmuştur. Bu gerçeği itiraf edenlerden biri de en güvenilir olduğu iddia edilen iki hadis kitabından birinin yazarı olan Müslim’dir. Müslim, Ebu Zennat’dan şunu nakleder: “Medine’de yüz kişiyle karşılaştım, hepsi de güvenilirdi, ama hadisleri alınmazdı” (Müslim, Sahihi Müslim, 1. cilt, sayfa 13).

Görüldüğü gibi birçok sözde dindarın hadis uydurduğu hadisçilerin bile malumudur. Kendi görüşlerini çok değerli bulan bu tipler, dine kendi görüşlerini kattıklarında çok yerinde bir hareketle dine büyük hizmet ettiklerini sanıyorlardı. Örneğin Kuran’da olmayan haremlik selamlığı dine sokanlar belki de kadınla erkeği ayırarak zinayı, yozlaşmayı kendilerince önlemek istediler. Oysa Allah’ın kendilerinden daha iyi düşündüğünü, Allah’ın unutkan olmadığını ve gerekseydi Kuran’da gerekli konularda açıklama yapılacağını bilmeleri gerekirdi. Allah’ın açıklamadığı bir şeyi dine sokarak dine fayda getireceğini sanmak, ilkel bir düşünme tarzıdır ve acı son da ortadadır.  

Bu tipler de dini kurtaracağını zannedenlerden, Allah’ın dini kurtardığından habersiz olanlardan oluşur. Bu tiplerdeki esas kaygı dini sevdirmek, ibadetleri sevimli göstermek gibi kaygılardır. Bu popülist kaygı Allah’ın indirilmiş dininin, uydurulmuş hadislerle ve izahlarla karışmasına yol açmıştır. Bu tipler arasında Ebu İsmet Nuh gibi Kuran’ın her suresinin faziletleri hakkında hadis uyduranlar da vardır. Peygamberimiz’i yüceltmek için Peygamber’in üstünlüklerine dair hadisler üretenler mevcuttur. Bu uydurucuların kendilerini savunmak için şöyle söyledikleri aktarılır: “Biz Hz. Peygamber adına yalan uydurmadık, bilakis bunu Peygamber’in getirdiği dini güçlendirmek için yaptık.” [İbni Hacer, Fethul Bari]. Bu alıntıda gördüğümüz gibi bunlar, bu tarzda hadis uydurmayı yalan olarak bile görmemişler, hatta bu korkunç fiillerinde belki de sevap ummuşlardır. “Biz Peygamber lehinde yalan söylüyor ve şeriatını takviye ediyoruz” (İbnul Cevzi, K. Mevzuat). Görüldüğü gibi bu uydurucular Allah’ın Kuran’ını eksik görmekle, bir de üstüne hadis uydurmakla kalmamış, üstüne üstlük dindarlık şampiyonluğunu da kimseye bırakmamışlardır.

  İslam siyasallaşınca, siyasi gücü elinde bulunduranlar dini, halkı isteklerine göre şekillendirmek için kullandılar. Bu kullanımlarında dini de kendi görüşleri ve menfaatleri doğrultusunda şekillendirerek, dine eklemeler ve çıkarmalar yaptılar.

Aşırı dindar tanınan kimseler bu özellikleriyle din namına en tehlikeli sınıflardan biri haline gelmişlerdir. Zira onlar halkın sevip güvendiği, sözlerine önem verip, hareketlerini örnek kabul ettiği kimselerdi. Onların hadis olarak tanıttığı söz, daha rahat kabul görüyor ve itiraza uğramıyordu. Böylece saf İslam, Kuran’ın ruhundan daha çok uzaklaştı ve oluşan yeni yapı tüm katkılarıyla katıksız İslam sanıldı.  


 ........................................................................

Günümüzde  hadis diye tarih boyunca gelmiş uydurma sözleri ayıklamaya başladılar, böylece uydurukçu bilmem ne efendinin dine yakışmayan sözlerini atarak,  bir zararı yok gibi görünen sözleri bırakılmaktadır.  Sonuçta yine aynı kişilerin hurafelerini okumaktalar, ee aynı yalancının diğer sözüne inanmış olunuyor böylece.   İnsanların bu davranışı belki roman okumak, kitap okumak, araştırmak gibi özde güzel olan alışkanlıklarından geliyor olabilir, ancak belli ki şeytanda bu özellikleri kullanıyor. Bunlara din demek yerine din kültürü, bu uydurma hikayeleri din ahlakı gibi kavramlarda görmemiz lazım.

Saçmalık aklı başında imanlı bilen biri için o kadar fazla ki mesela, hastalıktan kurtulmak için dua edip Allah ın kudretini düşünüp inanacağın yerde, hastalıkla hiç ilgisi olmayan sureleri ya da daha kötüsü uydurma büyü tipi dinselleştirilmiş uygulamaları yapmanın dayatmasını yapmaktalar.

Kuran a göre gerçeği olduğu gibi söylemek , araştırmak, aklı kullanmak, çalışmak öğütlenir. Bu durumda bu niteliklerle Kuran ın aslını işaret edip ondaki sözü söyleyen mi imanlı yoksa cahilce koydukları zanlarla hurefeciler mi. Onlar sadece saçmalıyorlar. 

Yer yüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan seni Allah’ın yolundan saptırırlar. Onlar sadece zanna uyuyorlar ve onlar sadece tahminde bulunup saçmalıyorlar.
6- En’am Suresi 116  

     .....................................................................................

 Uydurma ve yalanlara örnekler (küfürler):

Hadisler kendi içindede çelişmektedir, nasıl çelişmesin ki, Allah sözü değil ki..  Bu hurafeler ve yüz çevirmeler Peygamberler hayattayken yapılan işlerdir ve tohumları o zamandan ekilmiştir ve dikkat edilirse hepsi din kisvesi altında ortaya çıkmışlardır. Hayatı dinle dolu bir topluma bir şeyi kabul ettirmek istiyorsan, ne yapmak gerektiğini bulmak kolaydır, işi dinsel biçime sokmak basit bir anlayışın çabuk farkedilen bir ürünüdür, ancak bunun  teorideki  basitliği uygulamadaki başarısını engellemiyor. Tarih boyunca farkedilmiştir sanırım..


 Birçok hurafe ve hadise inananlar o halde bunların diğer sayfalarınada inanmak zorundadır, aksi mantıksızlık olur, onlara görede imansızlık olur.  Ya da bu saçmalıkların gerçekten küfür olduğunu anlayan varsa diğerlerinede inanmaması mantıklı olur.  Akıllarını işletmezlerse pislik yağacağına iman etmeleri gerekmektedir. Hurafelerin diğer tehlikeside, dini mantıktan, insanli şuursal niteliklerden uzaklaştıran uygulamalar, bunlar bu uydurmalara inananların çokları tarafından bile yapılmamakta zaten bunları islamın bir parçası olarak gören bu topluluklar bu sonradan türemiş dine inanıpta haklı olarak yapmadıkça, saçma yararsız buldukça, imanlarına, bilinçaltına kadar zarar vermekteler, çünkü gerçek kutsal metinleride bilinçaltı sıradanlaştırıp diğeriyle etkisiz hale getirmekte, gerçek dinle karıştırılmış olan imanlarında can çekişmekteler. Bu aynen şeker ve limon katılmış suya limonata denilmesi gibidir. Hiçbir zaman suyun tadını bilemeyecekler  ki,  bunların içtikleri limonata gibi güzel bir karışım bile değil, sanki dünyayla karıştırılmış cehennem gibi.. burada doya doya içtikleri pislenmiş ateşten su öbür dünyada onlara eşlik edecektir...
.................................
 
 Çelişik Hadis: “Peygamber ayakta su içilmesini yasakladı.”
Ebu Davud 4/No:3717

Çelişik Hadis: “Peygamber’i sizin benim gibi ayakta su içerken gördüm.”
Ebu Davud 4/No:3718

 Bu örnek hadislerde de birinci hadis, kendisiyle çelişen ikinci hadis de olmasına rağmen daha çok itibar görmüştür. Günümüzde de geleneksel İslam’ı yaşayanların suyu oturarak ve üç yudumda içtiklerini ve bundan da sevap beklediklerini gözlemleyebiliriz.   
 ...........

  1. Çelişik Hadis: “Baldırları açık olan bir sahabeye Peygamber’imiz rastlamış ve ‘Baldırlarını ört. Baldırlar da avret yerlerindendir.’ demiştir.”
Tehzibut Tezhip 2/69

2. Çelişik Hadis: “Peygamber’imiz evde baldırları açık yan üstü yatıyorlardı. Ebu Bekir izin istedi Peygamber hiç istifini bozmadan izin verdi. Ömer istedi aynı şekilde ona da verdi.”
Hanbel 1/71

Hadislerden birine göre baldırları örtmek lazımdır. Diğer hadiste ise Peygamber’in yanına birileri gelmesine rağmen baldırlarını örtmediği gözükür. Nitekim bazı mezhepler birinci hadisi alıp erkeklerin dizle göbek arasını örtmelerinin farz olduğu şeklindeki bir zorluğu dine sokmuşlardır.     
..........

Saf vahiy olan Kuran’a dayalı bir İslam modelinden uzaklaşılıp, insan sözlerinin Allah’ın hükmü olarak takdim edildiği, hadise dayalı gelenekçi bir modelin kuvvetlendiği ortamda, insanlar dini farklı farklı anlamaya başlamışlardı. Bu tablo İslam’ı anlama ve yaşamada birbirleriyle uzlaşmayan, dini konularda ayrılığa düşen farklı düşüncelerin, kamplaşmaların, mezheplerin doğmasına sebep oldu. İnsanlar Kuran savunuculuğundan uzaklaşıp mezhep savunuculuğuna başladılar. Bunu yaparken de kendi düşüncelerinin haklılığını ispat edip halkı etkileyebilmek, kendi mezheplerine çekebilmek için Hz. Peygamber’in dilinden kendi mezheplerini öven, öteki mezhepleri aşağılayan uydurma hadislere dayanma ihtiyacı hissettiler. Hanefi mensuplarının bu şekildeki uydurmasını görebiliriz: “Ümmetimde imam Şafii adında bir kimse ortaya çıkacaktır. O ümmetime şeytandan daha zararlı olacaktır. Ve yine ümmetim arasından adına Ebu Hanife denecek bir kimse gelecektir ki, o ümmetimin ışığıdır” (İbnu Arrak, Tenzihus Şeria, 2. cilt, sayfa 14). Bu arada Şafii taraftarları da boş durmaz ve kendi imamlarını kurtaracak hadis uydururlar: “Kureyş alimi (İmamı Şafii) yeryüzünün her yerini ilimle dolduracaktır.” Maliki mezhebi taraftarları hiç durur mu, onlar da kendi hadislerini açıklarlar: “ İlim talebi için bir gün gelecek develerin boyunları vurulacak (yani uzun seyahatlere girişilecek) da Medine aliminden (İmamı Malik) daha alim birisi olmayacak.”

Sunni mezheplerde durum böyleyken Kaderiyecilerin de nasıl hadis uydurduğu eski bir Kaderiye mezhebi üyesi Ebu Reca Muhriz’e dayandırılarak anlatılır: “Kaderiyecilerden kesinlikle bir şey rivayet etmeyiniz, vallahi biz insanları mezhebimize çekebilmek için hadisler uydurur ve bu hareketimizle de sevap kazanacağımızı umardık. Ben bu suretle Kaderiye mezhebine dört bin kişi kattım.” (Er Cerhu Ve’l Tadi’l, 1. cilt, sf. 32)  

Belkide genelde civarda yaşayan başıboş köpeklerin siyah olması ve hırsızlara havlaması, ya da tehlike saçması nedeniyle uydurulan,
  Hadis: “Tüm kara köpekleri öldürünüz. Çünkü onlar Şeytandır.”

Hanbeli 4/85,5/54

Kuran’daki Kehf suresinde gençler ve köpekleri anlatılır. Bu gençler övülmekte ve köpeklerin aleyhinde hiçbir şey söylenilmemektedir. Bu ayetleri eğer hatırlamazsanız, Peygamber döneminde köpeklerin mescidde dolaştığına dair hadisi de bilmiyorsanız, bu hadis size mantıksız da gelmiyorsa, sırf Kuran’da geçmeyen bir şeyi dine ilave ettiğine bakarak bu hadisi ve köpekler aleyhine diğer hadisleri reddedebilirsiniz. Bu tarz hadisler yüzünden köpeğin abdesti bozduğu gibi uydurmalar üretilmiş ve insanlar hayvanlar alemindeki en yakın dostlarından uzaklaştırılmışlardır.     
Aslında hayvanlar alemiyle ilgili uydurma hadisler çok fazladır. Örneğin bir hadiste horozun melek gördüğü için öttüğü, eşeğin şeytan gördüğü için anırdığı söylenir. (Bakınız Sahihi Müslim) Farenin aslında Yahudi olduğu, bu yüzden deve sütü içmediği başka bir hadistir.(Bakınız Sahihi Müslim Zühd)

 Hadis: “Peygamber deve eti yemekten soruldu, Peygamber ‘Onu yediyseniz hemen abdest alın’ dedi.”
Ebu Davud 1/185

Kuran’da deve etinin abdesti bozduğu geçmez. Bu yüzden Kuran’a ilave olan bu dini zorlaştırıcı hüküm de dine ilavedir. Kimi mezhepler bu hadise göre deve eti yiyenin yeniden abdest alması gerektiğini söylemişlerdir. 

Dinde ve dini işlerde zorlamanın olmadığı Kuranda besbelli iken çokları birbirlerine zulmetmektedir. Bu zorlama ibadetlerini destekleyecek hurafeler okutmaktadırlar.
Halbuki Kuran der ki:
“Dinde zorlama yoktur.”
2-Bakara Suresi 256
 
 ..................................................................................................................................................


Gerçek olansa Kuran ı çoklarının o günden terkettiğidir.
Peygamber der ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kuran ı terketti.  25- Furkan Suresi 30
Yanlız unutmayın Allah mutlaka intikamını alır! 

Hem bu dünyada hem de,  

  27. O gün, zalim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: Keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım!

28. Yazık bana! Keşke falancayı (bâtıl yolcusunu) dost edinmeseydim!

29. Çünkü zikir (Kur'an) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yüzüstü bırakıp rezil rüsvay eder.  

 Furkan Suresi 


Bunlar vasat bir aklı olan için bile saçma şeylerdir, ancak imanı akılsızlık olarak yorumladıkça insanlar bunlara iman etmek zorunda kalmışlardır. Dahası bunlardan daha dine yakın olanları üstelik ayetlerden yararlanılarak farklı biçimlere sinsice sokulmuş olanları vardır. Bunlarda şeytanın işçiliği daha fazla olduğu için her koşula uyum sağlamış ve bugünlere gelmiştir.  Tabiki insan hayatında  pahalıya mal olmaktadır.   

Kendi imansızlıklarını bilmeden ayetlerdeki işaret edilen yoldan çıkmışın kendi olduğunu düşünemez, o yüce kitabın kendine seslendiğini duymaz, sanki başka birine söyleniyordurda kendide buna tanıktır.

33. Onların sana getirdikleri hiçbir temsil yoktur ki, (onun karşılığında) sana doğrusunu ve daha açığını getirmeyelim.

 --- Kuranda işin gerçeği dinin aslı yazdığı halde yoldan çıkıp duranlara bakın, hemde kaç kuruşluk kelimelere..



34. Yüzükoyun cehenneme (sürülüp) toplanacak olanlar; işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır.
...

72. (gerçekten iman edenler), yalan yere şahitlik etmezler, boş sözlerle karşılaştıklarında vakar ile (oradan) geçip giderler.

73. Kendilerine Rablerinin âyetleri hatırlatıldığında ise, onlara karşı sağır ve kör davranmazlar;  
    furkan suresi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

bi birey olarak isim ya da rumuz yazın !..

kaç kişi okudu