İslam dinine sonradan asırlarca yalan yanlış sözler katılarak inanç istismarı yapılmıştır. Bunların çoğu sebebi vardır, kimin çıkarınaysa o hurafeyi ortaya atarak dini oyuncaklamışlardır, hemde bu oyuncaklama sürekli korkutma, yıldırma, boyun eğdirme, itaat ettirmeye yönelik olduğu için din zorlaştırılmış, canavara benzetilmiştir. Eğer ki insanların özgürleşmesi ve ileri fikirler edinmeleri otoritelerin gücüne güç, servetine servet katsaydı dinde elbet bu yönde bir dönüş içine sokulurdu. Günümüzdeyse çıkarlarına uymadığı halde, kitapta olmadığı halde dine küfrettiğinden habersiz hurafelere iman eden, söz yerindeyse canavara inanıp ona tapınan cahil kalabalıklar mevcut. Ne kadar korkunç ne kadar çirkin gerçekleri savunurlarsa o kadar kutsal görünüyor gözlerine. Böyle gelmiş böyle gider düşüncesi dinin kendinde bile yoktur ama bunlarda var, mesela dinler her asırda farklı gerçeklerle şekillenirken, Allah ihtiyaca göre cevap vermiş ve iman ettirmiştir. Son Kutsal kitap olan Kuran da ise her hangi bir Ayeti alıp sürekli kendi kıt imanına paralel şekillendiren topluluklarda dinin kendini gerçekleştirmesine mani olmuşlardır.
Dini zorlaştıranların aklındaki ilk düşünce hep dinin etkisiz kaldığını düşünmektir, kafasındaki dinde hurafelerle doludur, bu sebeple mantıklı bir düşünce çıkması, anlamlı bir imanı olması mümkün olmuyor. Halbuki dinin etkisiz kalması o kadar zordur ki, şöyle ki bunu anlayabilmek için pek inanışları olmayan ahlaki değerleri gelişmemiş kalabalık bir ülkeye gitmeleri lazım belkide. Görecekleri şey günün birinde hesap vereceğinden korkmayan insanlar, tecavüzcüler, hırsızlar, küfürbazlar, adaletsiz çıkarcı otoriteler, iyilik, yardımseverlik, dürüstlüğün tutunamadığı, iyi bir dünyaya inanmayan, cennete inanmayan insanlar, evrendeki büyük bir gücün tüm herşeyi sardığına inanmayan, birbirlerine iftira atıp kuyusunu kazan, kul hakkı yiyip Allah tan habersiz toplumlardır.
Bu tür kötülüklere bakıldığı zaman imanlıyım diyen ülkelerde biri yapılmasa diğeri yapılıyor, yani bunlar bayağ bir tanıdık. O halde din canavara dönüştürülerek Allah a değil canavara inandırılıyor, Allah korkusu yerini şeytan korkusuna bırakıyor. Demekki dini zorlaştırmak dini etkili yapmıyor, insanlar daha iyi olmuyor, din olarak sadece kitaptakidir zorlamada yoktur diyen bir dinin mensplarının yaptığı bu tutum o kadar yanlıştır ki, asırlardır mahvedilmiş yozlaşmış cahilleşmiş gerilemiş milletler ortaya çıkarmıştır. Hatta öyle ki tüm bu milletler başka bir dinde olsalar veya hiçbirine inanmıyor olsalar, öylesine yaşıyor olsalar daha ileri gideceklerdi, çünkü uğrunda ölecekleri hataları, inanışları olmayacaktı, insan zekası devreye girecekti, üstlerine en azından pislik yağmayacaktı.
Dini yaşıyormuyuz korkusunun nedenlerine devam edelim: En eski devirlerde yani ilk müslümanların devrindeki nesil, cahiliye devrinde sıcaktan elbetteki üstlerine örtüyü çekerlerdi, ancak herhangi bir gölgede de üstlerinde ne var ne yok çıkarırlardı ki çoğu çıplak gibiydi, memelerini açarak afrikalı kabilelerdeki gibi yaşarlardı, popolarıda ince tanga gibi şeylerle örtülü birsürü farklı farklı gurup vardı. Şimdi nasıl dışarda insanlar özgür giyiniyorda her yerde aynı şekilde giyinemiyorlarsa, her yerin bir adabı varsa, bir resmiyeti, anlayışı, tarzı varsa o zamanda Kuran inince Peygambere ilk olarak giyin denmiş, örtü diye çevrilmeside yine ayetle oynamadır, örtün eylem belirtir, örtü maddedir. Demekki Peygamberimizde 40 yaşına kadar ateist olan Muhammed hemde çevresindeki birçok dine rağmen Allah a inanmamış olan Peygamberimiz ancak karşısına gökten kudretli melekler gelince onların emriyle Allah a inanmaya başlamış ve itaat etmiştir. O zamana kadarda atlet gibi şeylerle dolaşıyor olmasıda kaçınılmaz ki, üstünü giy yani örtün diye inmiş sözler. Sonrada elbette Peygambersen aileninde çıplak dolaşması olmayacağı için onlarında giyinmesi tavsiye edilmiş, büyük bir günahtır, kötü olur yoksa gibi emirler bile yoktur, hemde Peygamberin ailesi için bile yoktur; ki bir kurum, bir resmi otorite, bir statü olarak bakarsak Peygamberlikten üstün bir makamda yok o devirlerde, günümüzde de Peygamber olmadığına göre, başka ergümanlarla düşünüyoruz.
İnsanlar dışarda çırılçıplak dolaşırsa günah, cehennemlik diye birşey yok, ancak sokakta yolun ortasında uzanıp yatmayın diye de bişey yok, ancak toplumun o günkü anlayışında tepki toplayabilecek şeyler yere duruma göre değişiyor, o yüzden alışkanlıklar dinle karıştırılıp kabul edilebilir kıvama getirilmeye çalışılıyor, yani dinin özgür tavrını çekemiyenler aslında ayetleri kabul edemediklerinden inanmadıklarından hurafelerine inanıyorlar.
her gelen nesil dini etkili hale getirmeye katkıda bulunduğunu sanarak, bişeyler eklemiştir. Mesela, din indikten sonra çırılçıplak dolaşmak yerine giyinmek daha doğru kabul edildiğinden insanlar çıplak dolaşmıyor, ancak bir asır geçince bak dinde ne diyor örtünün, ee demekki dahada giyinmemiz lazım, bir asır daha geçiyor, bak dinde ne diyor giyinin, o halde üstüne bir daha katıyo katıştırıyo..... bu böyle devam edip gidiyor, böylece Kurandaki birçok Ayeti çiğnemiş oluyorlar,
'' Kuran ı ilk kez iniyormuş gibi okuyun ''
'' Kolaylaştırın zorlaştırmayın''
'' Kolayınıza geleni yapın, ancak tümüne inanın''
'' sürüleşmeyin''
'' aklınızı kullanın, akıllarınızı kullanmazsanız üstünüze pislik yağar''
...
Bu “İslam”, temellerini sırf Kuran’dan alan, yani din adına Kuran’ı yeterli gören bir “İslam” anlayışı değildir.
Emeviler ve Abbasiler tarafından yapılan sözde reform; dini zorlaştırma,
karartma, insan doğasıyla çatışır hale getirme ve kadınları toplumdan
soyutlama şeklinde yapılmıştır. Bu ilaveleri yapanlar dinin kaynağı
olduğunu iddia ettikleri yüzlerce hadis ve fıkıh kitaplarıyla dini
dejenere etmişlerdir.
Emeviler Peygamberimizin torunlarını, inananlarını öldürdükleri halde sözde müslümanlara bakılırsa asırlarca onların sözleriyle yalanlarıyla büyüdüler, bu ne kadar zavallıca, alçakça bir durumdur, kendilerine sorsan imanlarını yere göğe koyamazlar. Şeytan böyledir aklını kullanmayanı şaşırttıkça şaşırtır.
Tüm bunları yapan, Peygamber torunlarının katilleri olan Emeviler, ne
yazık ki tüm bunları, din için yaptıklarını savunacak kadar yüzsüzdüler.
Günümüz müslümanları bunların, peygamberimizin düşmanlarının hurafelerine inanan gürühlardır ve hepsi yemin olsun peçelidir. Sahte perçemlilerdir bunlar ilk surelerdedir, ancak sonradan sıralamayı bu yüzden değiştirmişlerdir.
Hz. Ali’nin Emeviler için söylediği şu veciz söz, Emeviler’i çok güzel
tarif etmektedir: “Bunlar da din elbisesi giyiyorlar, ama ters çevirerek
giyiyorlar.”
Şimdi gelin karar verelim; Kuran yeterli olduğunu kendisi anlatırken,
Peygamber kendi hiçbir sözünü yazdırmamışken, dört halife döneminde de
aynı şekilde Kuran dışında bir kaynak oluşturulmamışken, Peygamber
torunlarının katillerinin saltanatları döneminde temeli atılan hadis ve
mezheplere mi, yoksa sadece Kuran’a mı itibar edelim? Kendi görüşünü
doğru çıkartmak yerine, Kuran’ın gerçek isteğini bulmaya çalışanların,
bir gün, Kuran dışında hiçbir kaynağa itibar etmemeleri gerektiğini
anlayacaklarını ümit ediyoruz.
Allah istese Kuran’ı daha geniş bir kitap yapar ve şu anda istediklerine
ilave söyleyecekleri varsa ilave ederdi. Allah, Kuran’ı bu kalınlıkta
yaptığına göre, eksiksiz ve fazlasız bizden istedikleri, bizi sorumlu
tuttuğu bu kadardır. Allah’a şükür ki Allah kendi dinini Kuran’da
bildirdi ve bizi Emeviler gibilerin yeniden din yazmasına, birilerinin
hadis seçmesine, falancanın mezhep oluşturmasına muhtaç bırakmadı.
Tabiki Allah ın dinini algılamayan için gerçekler küfür hakaret gibi gelmektedir, çünkü kendi inançlarında ve karakterlerine dokunmaktadır. Hiçbir suçlunun hapsi kabullenmemesi gibi, ya da namuzsuz birinin namustan bahsetmesi ve bu bahsinde kendince samimi de olması gibidir.
Emevilerle başlayan hurafeler örtüyle çarşafla devam edegelmiştir, puta tapmanın bir başka boyutudur. Ahlak yapmak yerine, put yapmışlardır. Yararsız işe yaramaz şeylerden medet umuyorlar.
Bunların kendilerini Allah a yakınlaştırdığını düşünüyorlar. Yoksa elbise, giyinmek, örtü bilmediğimiz şeyler mi, aynen apartman, ev, bina, duvar, sanat, ağaç ürünü gibi şeylerin put olmaması gibi bunlarda dini simgeler, Allah a yakınlaştıran şeyler değildir. Elbise elbisedir, din değil dini değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
bi birey olarak isim ya da rumuz yazın !..