Sayfalar

23 Kasım 2012

ortadoğu oyunundaki oyuncular ve senaryo


ortadoğu oyunu

Bu yazımda ortadoğu oyununun tarihsel gerçekler ışığında hem bize sunulan kısmını hemde kamera arkasından olup bitenleri deşifre ederek ilerliyoruz.  Kendi fikrime göre, bazı kitaplardan dergilerden edindiğim bilgilerin özetini çıkarmak istiyorum,

Ulusal Strateji vatandaş tarafından anlaşılması gereken tüm gerçekliklerin üstünde bir gerçektir, bu gerçekliğin diğer değer yargılarıyla ve kabul edilen onaylanan gerçeklerle çelişmemesi de Ulusal strateji açısından yararlıdır tabiki. Ulusallık insanın bedeni  ne ise odur,  değerlendirme yapılırken, gereklilik konuşulurken bu benzetme hesaba katılmalıdır. Atatürk ün bir lafı vardır, bedenen güçlü olmayan kişiler ne kadar yüce ruhlu karakteri yüksek insanlarda olsa zamanla bu niteliklerinden olduğu gibi, ilerki zamanda mahvolur.  Sevdiğimiz insanlara ya da değerlere hasta adam olarak yararlı olamayacağımız gibi güçlü sağlıklı bir ulus olmadan da ne müslümanlığa ne de dost bildiğimiz ülkelere ya da ortak ideallere yardımcı olabiliriz. Demekki kendi sistemini kendi varlık biçimini koruyacaksın ama geliştirip ilerleterek.

Bu stratejik oyunlarda,  kavgalarda en dost bildiğiniz ülkeler aslında ezeli sinsi bir düşmanınız olabilmektedir, mesela emperyalizm diye düşman olurken diğer yandan düşündüğümüzde Osmanlıyı emperyalizm kötü duruma düşürmedi, zaten kendisi bu tür bir imparatorluktu, iyi adaletliydi ama bu yapısal özelliğini varlık biçimini değiştirmez. Bu sebeple gerçek sadece Osmanlının cehalete açılan ve üstüne açık bırakılan kapısıydı, yani gelişimi bozan güney ülkelerinden gelen cehalet ve yoğun bozuk kültürel yapıydı, adı emperyalizm olmayan ondan daha sinsi ve hem kendini hem dostunu zehirleyen bir cüzzamlıydı. Güney müslüman ülkelere cüzzamlı müslümanlar desek yeridir.  Siz ahlakı ve insanlığı aynı zamanda kültürel gelişmiş karakteristik yapınızla onlara karşı sevgi dostluk beslerken, hümanisti yok budisti diğer yandan ümmetçiyi oynarken,
 onlarsa oyuna çıkmış oyuncuların elbiselerini çalmakta arkadan tezgah çevirip karşı takımla başka bir oyun oynamaktalar ve sizi oyuna dail etmeden.

Dünya stratejisi üzerinde hiçbir zaman Ulus çıkarından daha üst bir çıkar bulunamamıştır, bunu en dost bildiğiniz ülkeler bile böyle yapmıştır, her devirde bu böyledir. Ülkeler arası dostluk, kardeşlik , birlikler bile ulusal çıkarlar doğrultusunda yapılır. Dosluk strateji gereğiyse birlikler yapılır Uluslar faydalı örgülerde birleşir, ama unutulmaması gerekir ki Uluslar arkadaş hatta sevgili olsa bile ayrı beden demektir, bunu biyoloji, kimya ve sosyolojiylede, ilişkiler bazındada anlatmak gerekir, çok uzun zaman alır tabi. Şunu anlamak lazım amerika ya da rusya bırakın bunları komşu ülkeler, diğer ülkeler arabistan veya iran ya da önemsiz gibi duran küçük ülkeler biçimleri etkileri değişsede potansiyel güçleri aynı olmasada potansiyel düşmanlıkları aynıdır, bütün hepsi aslında düşmandır, eğer böyle düşünmüyorsan varlık biçimin bu değilse diğer bir ülkeye bağlanıp dilini değiştirir, dinini değiştirirsin, ancak bu durumda bile yine bir ülke olmayacak mı dünya da tek bir ülke mi olacak, dolayısıyla bu tür saçmalıkları en kafasıza açıklamak konuyu uzatmak yerine devam edelim, zaten yeterli.. Aynı zamanda tüm insanlıkta potansiyel dosttur, bu strateji ise yapılan anlaşmaları, birliktelikleri ve dayanışmayı esas almakla uygulanır. Ancak senin egemenliğin, örnek ekonomik bağımsızlığın sömürülüyorsa, yani senin dostluğunu sömürenler varsa bu nasıl ortaklık nasıl birliktirTüm bunlarla birlikte insanlığın zorunlu ortak çıkarları vardır, bunun önünü kesecek tutucu yanlış ulusal politikalarsa dış ülkeye olduğu kadar kendisine zarar verecektir, sosyalizmdeki  gibi mesela..

Nasıl ki düşmanlık yapan ülkelerle stratejik ortaklıklar yapılıyorsa, kendi ülkenizdeki iktidardaki uygulamalarlada görüş farkı olsa bile sadece o kaidelere bağlı kalınarak ortaklık yapılır ve destek çıkılır.  Yoksa birileri çıkar ülkeye en faydalı işi yaparken o gücü elinde toplamışken Ulusal çıkarları bilmeyerek oyuna gelmiş olan kukla kendin olursun.  Birileri iktidar hırsıyla yanıp tutuşurken büyük bir siyasi uygulamayı yerin dibine batırabilirler. Lale Devrinde zeki, kültürlü bir padişaha ve sadrazamına kesilen hesaba benzer. Bu tür vekiller milletin değil düşmanın vekilleridir. İktidar hırsıyla milletin ve ülkenin geleceğiyle oynanmaz.

***

Günümüzde güçlü bir ülke olmamızı engelleyen ayrılıkçı guruplarla birlikte dost ve arkadaş olarak iyi ama siyasette ve ülkenin güçlenmesinde birer ajan ve sinsi bi düşman olmaktan öteye gitmeyen azınlık türevleri ve bilindik sloganları var, tüm bunlarda ortak özellik şöyledir: Amerikanın sistemini savunmaz karşıdır, ama amerikancıdır. Demekki Türkiyenin güçlenmesini istemez, ama sana düşmanlık yapan ülkelere karşı duruşu varmış gibi görünmekten çekinmezler. Bunlar amerikan sistemini doğrularını savunmaz ama amerika nın dayattığını savunur, liberalizm bu yüzden ülkemizde küfür boyutunda kalmıştır. Kimileride sosyalist tezleri ya da yardımcı fikirleri savunmaz ama rusçudur, kendini sol diye lanse eder, pekakayı savunmaz ama kürtçüdür, pekakanın alt yapısı olan kürtçülüğü besler, diğerleri ermeniler kardeşimiz der ama ermeni-emperyalist işbirlikçisidir. Tabi bunlara artı olarak büyük bir şakşakçı savunucuları vardır ki, bilgisiz, iradesiz emperyal onaylı içi boş tek düze  kitaplar okuyan oyuncak kukla insan biçimleridir.




rus yayılmacılığı ve emperyal vizyonu

 Rusya çok eski tarihlerden beri osmanlıyla savaşmakta ve büyük denizlere inme çabasında olmuştur. Bu onun yayılmacı politikasıdır, sosyalizm geldiğine gelmiştir ama bu politikasını değiştirmemiş aksine dahada kolaylık sağlamıştır, ancak yeni politikası sosyalizm daha akıllı ve dostane olduğu için
bolşeviklerin cebindeki rusçuluk her zaman uygulamada olmuştur. Zaten kürtçü ve ermenicilik yapmayada daha sistamatik olarak devam etmiştir, onların vasıtasıyla tarihte ermeniler ve kürtler birçok halkın yokolmasına rağmen diriltilip hatta bire bin katılıp oluşturulmuştur. Sonra bunu avrupa ve amerika desteklemiş, Amerikanın 1930 larda başlayan deniz aşırı emperyal vizyonu mirasın bir kısmını devralmıştır.  Avrupa destekli ermenici kürtçü senaryoda sürüp gitmektedir. Haritaya bakıldığı zamanda görülecektir ki, bu kadar Türk ülkesinin arasına hazar deniziyle bağlantımızı kesen ülkeler ve uzantıları nasıl girdi, tüm bunlar anlaşılacaktır. Ayrıca hazar deniziyle bağlantımızı kesen İranın uzantısı hep Türk toprağıydı hemde ezelden beri, bağlantı kesilmiştir ki buraya Türk kardeşlerimiz göç edip azınlık nüfuslarını eritemesin hemde Türkiyenin diğer Turan ülkeleriyle bağlantısı kesilsin, böylede olmuştur, ancak nasıl ki bizim topraklarımızda hak iddia edenler varsa bizimde sonradan verilen bu topraklarda hazar denizine kadar hakkımız vardır, oralar bizim toprağımızdır. Kıyamete kadarda bu gerçek böyle kalacaktır. İsrailden daha zararlıdır, ancak israil gibi bir anlaşmazlık yaratılmalı ki sürekli gündemde olup günün birinde bu topraklar alınmalıdır.

Osmanlı denizlerde Barborosu ayrı bir otorite gibi kullanıp akdenizi fethettiği gibi Kırımıda Rusların üzerine salıp kendisi rahatça ülkeyi genişletip güçlendiriyordu. Ancak Osmanlı gericilik yüzünden girdiği gerileme devrinde kırımı kaybedip Ruslarla en büyük kanlı savaşları vermiştir.   Rusya Osmanlının son zamanlarında kırım Türklerine ve Tatarlarına karşı savunmayı bırakıp saldırıya geçmiştir. Yüzde yüz Türk yurdu olan Kırım ise zamanla rusların eline geçmiştir. Birçok Turan ülkesini bolşevizmle egemenlikleri altına alıp bir müddet oyalanmışlardır. Kimi yönden kol kanat gererken kimi yönden kol kanat kırmıştır.  Ancak başta söze emperyal vizyonlarının hangi ideolojiyi savunurlarsa savunsunlar hiç değişmediğini söyleyerek başlamalıyız.

 Teoriler Hümanist ve Küresel Ulusalcı Yaklaşım
 Bir yandan Atatürk ün savunduğu bir fikirde vardır ki çok akıllıca ve insanidir:
Eğer ki kendi ülkenin kaynaklarından, insanlığa hizmet edecek ürünlerinden çepeçevre kuşattığın dünyanın o bölümünden diğer insanları faydalandırmayacaksan veya bu kabiliyettede değilsen birileri çıkar çeşitli yollarla ya işgal eder ya da sömürür ülkeni..  Bu sebeple en başta kendin kaynaklarını işletmeyi bilip, ürünlerindende dünyayı faydalandıracaksın, böyle yapacaksın ki hem sen kazan hemde tüm insanlık faydalansın.
Bugüne kadar dost ülkelerin veya yararı olabilecek ülkelerin emellerine yardımcı olma gibi Ulusal hesaplar özellikle büyük ülkeler tarafından sıkça ve sürekli yapılmıştır. (örnek:abd-israil) Ancak şöyle bir politika genelde ya da direkt yoldan izlenmemiştir: Bir ülke köşeye sıkışmış ve bariz bir arzu ya da ihtiyaç içinde kalmış olabilir, mesela terör sorunu, gericilik ya da şimdi bahsediceğimiz Rusyanın sıcak denizlere inme ihtiyacı. Bu durumda kendi üzerimizden laneti kaldıracak bi kapı açılması formülüde aranabilir. Mesela teori olarak amerikanın güney kıyılarıyla rusya bi bütün olsa emellerini gerçekleştirmiş olurlardı. Ancak sanki Rusyanın hesabında genişleyip hücrenin çoğalması gibi kopması yeni bir ülke oluşturması hesabıda var gibi, bugünkü zıplamacı yayılmacı stratejisi bunu gösteriyor, farkında olmayabilirler mi? merkezide taşımayı düşünür mü acaba? bu kadar sıcak deniz müptelası rusya, o halde kutuplarıda kanadaya verip arkasına bakmasın, olurya şimdiden teorileri düşünelim.

 Merkezlerini kimsenin ulaşamayacağı soğuk karlı dağlar ardına kuran ve orayla tarihsel bağı olan Rusyanın elbette sıcak denizlere inme politikası sıcak kanlı insan biyolojisi için doğal bir arzudur, ancak bu ulusal çıkar tabiki hepimize zarar vermekte, kendince haklı arzuları bizim kendi ulusal çıkarlarımızı tehlikeye sokmaktadır. Bu sebeple aslında farklı bir politika olarak kimi ülkenin emellerine akılcı çözümler getirerek yardımcı olmakta yine ulusal çıkarlar anlamında düşünülmesi gerekir.   Kutuplar çok soğuk oradan rusları latin amerika ülkelerine taşımakta yardımcı olabiliriz veya afrikada bir rus devleti.. Bunlar komik gelebilir ancak emin olun ilerde olacak bazen geniş düşünmek lazım, hatta arzuların kötülükle kurgulanmadığını daha çok çaresizlik ve insani arzulardan kaynaklanıp hem kendi hem diğerleri için bir canavara dönüştüğünü bilmeliyiz.  Aynı hikaye yaşanmasın diyede kutuplar ve beliri derecedeki alanlar doğal dokunulmaz  alan ilan edilir merkezler ve ülkeler taşınır. Tüm ülkelerin ortak kararı olduktan sonra herşey yapılır.
Yayılmacı egemenlik, genişleyemediği zaman parçalara bölünür ve düşmana açık hale gelir. Bu sebeple birçok ülke artık yayılmacılığın farklı formlarını uyguluyor, çıkarlarına oynayacak ülkeler yaratma peşindeler kopyalarını yapıyolar sanki.  Tüm herşeyi hesaplarken vizyonunuzu geniş tutma açısından sürekli dünya haritasına bakar durumda olmanız en iyisidir, bunla birlikte çizilmiş sınırlara değil sürekli olması gereken akılcı doğal sınırlara doğru bir milliyetçi vizyonumuz olmalı, örnek hazar denizine kadar genişlemek daha fazla değil, ancak ondan sonrasında orta asya yı kaplayan bir Turanya Devleti ne yardımcı olunabilir. Aslında dünya siyasetine Ulusal Stratejideki politikalar hep bununla şekillenir, doğal sınırlar aslında siyasi sınırları belirlemiştir. Bu sebeple insanlık doğanın kurduğu bu oyunda birbirini yemek yerine insanlık stratejiside geliştirmeli.  Ama ne yaparsak yapalım birileri kendi çıkarına oynayarak işleri bozuyor diye düşünüyorsak, o halde Türkiyenin, Çinin, Rusyanın Afrikayı  kalkındırması kimin, hangi ülkelerin hoşuna gitmiyorsa onlara karşı birleşilebilir. Güzel bir sonuç oldu değil mi :)  yani bir strateji ve ortaklığı gelişir, sınırlar yeniden çizilir böylece ..

(bu yazımda son cümleye kadar çözülmeyen sürükleyici romanlara benzedi)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

bi birey olarak isim ya da rumuz yazın !..

kaç kişi okudu