Sayfalar

10 Ağustos 2011

KURAN daki din

Hurafeler ve Uydurulan Hadisler

    Kimileri Kuran’la, diğer hadislerle ve mantıkla çelişmeyen hadisleri kullanalım diyebilir. Fakat bu diğer hadisleri nakil edenler de aynı hadisçilerdir. Bu gördüğümüz hadisleri nakledenlerin sözüne nasıl güvenebiliriz?        

Zaten, Kuran, kendisinin her şeyi açıklayan, yeterli ve dinin tek kaynağı olduğunu söylemektedir.  

Sana her şey için ayrıntılı bir açıklayıcı, doğruya ileten, rahmet olan ve Müslümanlara müjde olan kitabı indirdik.
16- Nahl Suresi 89

Kuran da açıklaması olmayan hadisler, Kuranla örtüşmeyen hadisler uydurmadır. Şuda düşünülebilir, Allah tarafından serbest bırakılan, seçime bağlı ibadetleri şekile indirgemek, putlaştırmaktır, ama Yaratan a iletiyor değil mi bahane bu cehiliye devrinde de putçuların bahanesi buymuş. 

Namaz konusunda mesela asıl Tanrı katından inen kelimelerle namaz kelimesi hiç olmamıştır, din alimleri bilir, sadece salat kelimesiyle inmiştir bu namaz diye çevirilen ayetler, dilimizdeki karşılığı tam olmuyor diyip dini tekellerine almaya çalışanlar, arapçaya tapınanlar şimdi gevelesinler bakalım salat ın karşılığı bu mu yani, hintçeden yogilerden ataistlerden gelme japonca daki namaste ile namazkara kelimesinin anlamı Kuran ın aslında olan salat  kelimesi ile aynı anlamda mı hayır. Salat Allah a yönelerek hitap edilmesidir, Yaratan ın anılmasıdır, çoğunun sandığı gibi yalnızca dua değildir sadece içinde duada vardır. İsteyen namaz diyebilir, bu sorun değil , ancak bunları bilmekte fayda var, sonra bu sefer namaz kelimesinin kökeninin anlamınıda bilmek gerekir, böylece İslamdaki namazla namaz nedir dendiği zaman kelimenin aslındaki namaz karıştırılıp sunulmamalı, namaz kelimesi eğilmek anlamındadır, yoga da sanskiritçe her ibadet duruşunun, yoga duruşunun adı vardır, eğilme yogası anlamında namaste vardır, asırlar önce onlardan geçmiştir araplara ..

Ayrıca yeri gelmişken yoga diye yaptırılan şeyler sadece esneme hareketleriyle meditasyondur, bazıları yoga nın ibadet kelimesinin karşılığı olduğunu bilmesi gerekiyor, bu sayede insanlık için gerekli uygulamalar varsa bişeylerin farklı biçimleriyle yutturulmamalıdır. Dinsiz yoga yapıyor ne ilginç, zihninde inanmadığı Tanrıyla bütünleştiğinin farkında değil, yoksa zamanında bilgeler mi bu biçimi ortaya çıkardı, neyse yoga, ibadet kelimesinin zamanla felsefi biçime sokularak aynı zamanda sosyal ve spor etkinlikleri haline getirilmesinin ürünüdür.

 ..................

  Kuran’ın korunmuş, tutarlı, tamamlanmış, çelişkisiz ve dinin tek kaynağı olma vasıflarına sahip olduğunu; buna karşın hadislerin korunmadığını, tutarsız, çelişkili olduklarını ve sadece zan olan hadislerin dine kaynak olamayacaklarını, üstelik Kuran yeterli ve detaylı olduğu için buna gerek de olmadığını ortaya koymaktadır.          

Kuran’a göre insanlar sürekli akıllarını çalıştırmalı, gerek evrende, gerek kendi yaratılışlarında, gerekse Kuran’da Allah’ın delillerini görmelidirler. Akıllarını çalıştırmadan toplumdaki kelle sayısına, törelere, geleneklere, kabullere göre din oluşturanların hatalı olduğunu Kuran’dan anlıyoruz.
Kuran’a göre Allah’ın nimeti olan akıl, evrenle ve evreni, hayatı değerlendirmede rehberlik eden Allah’ın kitabıyla, mükemmel bir uyum içindedir. Bu uyumun bir parçası olan aklın dinle çeliştiğini söylemek, aklı bir kenara atıp dini anlamaya kalkmak, aklı çalıştırmada değil, aklı kullanmamada erdem aramak, dine akılsızca uygulamaları sokanların veya din düşmanlarının tezidir. Akıl dinle nasıl çelişir? Akıl Allah’ın bize hediyesi değil mi? Kuran defalarca bize aklınızı çalıştırın demiyor mu?

Allah pisliği akıllarını kullanmayanların üzerine yağdırır.
10- Yunus Suresi 100

 Bu ayetleride kendi çıkarına iş yap manasında anlayan dindar kisfeliler var, bakıyosun hocayım diye geçinenine kurnazlıkla, sinsilikle övünüyor. Bu işin içindeki para böyle yapıyor, para için din adamı oluyor ama adam olamıyor çokları.

 Yobazların, cahillerin, dindar imajlı softaların beyin yapısı, onun içindeki şeytansı kıvrımları, oraya buraya şuursuzca koşuşan nöronları asırları boyu aynı karakteri göstermektedir, zamanın biçimine uymaları kimseyi kandırmasın o varlık biçimleri aşağıdaki hurafecilerin soyundan ve kişilik yapısındandır:

Hadis: “Yer yüzü balığın sırtındadır. Cennete girecekler ilk olarak bu balığın ciğerinden yiyecektir.”
Buhari 3/51

Kuran’ın dünyanın yuvarlaklığına, Dünya’nın, Güneş ve Ay’ın hareketlerine, uzayın yaratılışına dair mükemmel izahlarına karşı hadislerdeki, dünyanın öküzün ve balığın üzerinde olduğu saçmalığına Allah ın sözüne rağmen inanmışlardır, çünkü Kuranda dünya hakkında öküzün boynuzunda mı değil mi ye cevap yoktur, aynı şekilde ibadetlerde, giyim kuşamda ayrıntılar yoktur, o halde napalım diye düşünen cahiller öküzün boynuzunda yaşamaya devam etmişlerdir.

Kimileri günümüzde mezhepleri savunuyor, kimi sadece dini vasfını Müslüman dininide Kuran da ki din olarak dile getiriyor. Bir mezhep aslında Kuran da olmayan şeyleri söyleyip bizde böyle diyorsa yanlış bir mezheptir, mezhep kelime olarak takip edilen yol, görüş, manalara gelir. Ancak Kuran yol gösterici olarak Kuran yeter demektedir.


Mezhepler aslında daha müslüman olmamışları müslümanlığı kabul etmesini sağlatacak vasıflarından ötürü ortaya çıkmıştır.  Bir anlaşma gibi, şart gibi ..



Kim ne yol tutturursa tuttursun Ayetlerin dışındaki din kimseden kabul edilmeyecektir, bunu bilerek, bütün bu mezheplerin din değil hoca, öğretmen, kılavuz değil kılavuzun kılavuzu olduğunu bilen, mezheplerin Kuran daki dine yakınlaştırma aracı olduğunu, başka türlü değesiz olacağını bilmek lazım.


Ancak dini anlamda ben müslümanım demekten daha güzel bir söz olmadığı ayetlerde öğütlenir. Böylece kelimeye ve söze vurgu yapılmış olur.




BAŞÖRTÜSÜ VE KAPANMA

Eski çağlarda gömlek, pantolon, ceket, tişört, şapka gibi modalar giysiler yok. Peki bunlar neyden oluşmaktadır örtüden tabiki. İslamda örtü geçiyor ve nasıl geçiyor bakalım ayıp yerlerinizi örtün diyor ayette, bu ayette abartılacak ne vardır. Örtünüzle göğsünüzüde örtün manasında, göğsünüze örtünüzü sarkıtın deniliyor, bu ayet bile aslında sıkı sıkı kapanmanın olmayışının delilidir. Şöyle bir göğsü örtmek, örtüyü hafifçe orayada sarkıtmak manasında.

Çıplak dolaşmayın tişört giyin, pantolon veya etek giyin demiyor çünkü o zaman bunlar yok arabistanda herşeye örtü deniliyor ve bu kadar modayada girecek değil Kutsal Kitap. Gerçi düşününce gökten kurtarıcı bir modacı inse günümüzde iyi olur. Kuşbeyinlilere açıklamak gerekiyor Şapka örtüden oluşur hatta bakın kumaştır kendisi, gömlek, tişört, etek, çorap, elbise, şort.. bunların hepsi örtüdür.

Herşeyin ve her kıyafetinde bir yeri vardır çoğu zaman, bu ham madde şeklinde şekilsiz çarşaf tipi örtüler arabistana aittir, yeri orasıdır zamanıda geçmiş zaman...


***********

SORUN GELENEĞİN DİNSELLEŞMESİDİR

Daha önce değindiğimiz gibi din adına uydurulanları incelersek, toplumun belli bir dönemindeki bakış açısının ve geleneklerinin dinselleştirilmesinin bunlarda önemli bir yeri olduğunu görürüz. Bu gelenekleri dinden ayırmanın yolu Kuran’dan anlaşılan kapanmanın din olduğunu; Kuran’dan çıkmayan kapanma şekillerinin, izahların din adına uydurma, geleneklerin dine sokulması olduğunu bilmektir. Şunu bir daha belirtelim ki geleneklerin bir kıyafet oluşturmasının bir mahsuru yoktur. Yanlış olan, tarihin belli bir anının ihtiyaçlarından doğan ve o toplumu ilgilendiren kıyafetlerin, evrensel olan ve binlerce yıllık zaman dilimine inmiş olan dine maledilmesidir.

Ayetlerde olmayan heryerini ört yalanı Kuran a iftiradır. Sorun geleneğin dinselleşmesi olduğu için, alışmamış beyinler ürksede dalga geçecek olsalarda Peygamberler gibi katlanıp, yürekli ve inancımızdan emin olup şunlarıda söylemek gerekir, örtüyü göğüse sarkıtmak bir bininin göğsü örtmesi gibidir o da göğüse sarkıtılmıştır. Allah ın Ayetleri senden kötülük yapmamanı istiyor, senin aklına kötülük, adilik geliyorsa karşıdakinin suçu değil, dinen onun bir suçu yok.

Peygamber’in döneminde kadınların bir kısmının çırılçıplağa yakın, göğüsleri açıkta dolaştığı, hatta İslam’ın hakimiyetinden önce putperestlerin Kabe’de haccı çıplak yaptığı söylenir. (Kurtubi, el Cami-il Ahkamil Kuran 7/189) 33-Ahzab suresi 33. ayetten de İslam’dan önceki cahiliye döneminde kadınların süslerini açığa vurduğunu anlayabiliriz.

Görüldüğü gibi Kuran’ın tarif ettiği kapanmada, İslam adına bugün uygulanan kapanma şekillerinin, peçelerin, çarşafların, başörtülerinin tarifi yoktur. Yani bunların temeli dinimiz değil, örflerin, geleneklerin dinselleştirilmesidir. Peygamberimiz’in döneminde erkek, kadın birçok kişinin gelenek olarak başını örttüğü söylenir. Kıyafetlerin giyilişindeki temel sebeplerden birinin sıcaktan korunma olduğunu 16 Nahl suresi 81. ayette söylemektedir. Sıcak yörelerde başı örtmek, böylece güneşin etkilerinden, güneş çarpmalarından korunmak birçok sıcak iklimli bölgenin kültüründe vardır.

Ramazanda etekli kadın görmek günaha teşvik eder bu kıt imanlıları, bunların yaptığı şudur ben insanlara kötülük yapabilirim en iyisi bütün insanlık yok olsun böylece kimseye kötülük yapmamış olurum cennetlik olurum. Ey gerizekalı zaten dünya bunun için var tüm ihtişamı ve güzellikleriyle çırılçıplak karşımızda, bunu için yaratıldı zaten sen neyi örtüyorsun din diyerek. Yok edici olarak insanlığın karşısına çıkmış bu kafasızlar dinden çakmadıkları gibi süslü sözlere kanmışlardır. Bunlarda akılda yok imanda, olsa bu gibilerin ülkeleri arabistanda ortadoğuda en aydın en erdem sahibi bilgin toplumlar olurdu, tam aksine asalak gibi, tembel dışa bağımlı hristiyanların ağızlarına atacakları yeme bakıyorlar. Dinlerini rezil ettiler..

Arabistanın ya da ortadoğunun ortasından petrol yerine lavlar yanardağlar püskürse ne olacak halleri acaba, Yüce Allah o günleride gösterecektir elbette..

Ey ademoğulları! Size çirkin yerlerinizi örtecek giysi ve süs kıyafeti indirdik.
7- Araf Suresi 26


Çirkin yer sadece kilot giyilen kıllı bölgedir, herkes çirkin bulduğu görünmesi çirkinlik olan yerlerini örtebilir, sevaptır, ancak güzel vücutlu insanlar o kadar kapanmayabilir.

Dini yüzyıllarca sıfır noktasından eksilere çekenler olmuştur halada var onlar eksi iki yaptıysa sizde artı iki yaparsınız. İkiside aynı sevap aynı günah. Terazide aynı çeker. Ayrıca yukarda söylenilenler sıfır noktasıdır, onlarla eşitlemeye çalışırsak teraziyi şöyle demek gerekir, çıplak dolaşmayın üzerinize göğsünüzü örtecek bir bikini giyin , insanlara güzel ilhamlar vereceğinize pislik çıkardığınız, dışkı çıkardığınız yerleri açmayın.

Canavarlaştırılmış din o din satıcılarının dinden para kazananların hurafeleridir ve tüm bu yorumlarımızda sakıncalı gibi görünen saygısızlık gibi görünen tek bir nokta yoktur, açın bakın din diye, Peygamberimizin sözü diye ne iğrençlikler tarih boyu denilegelmiştir, ağıza alınmaz ancak bunlara inananlar hergün namaz kılıp hacca giden ancak kafasını işletmeyen korkak, silik ama cahil cürretine sahip insan müsfettelerinin dini olmuştur. Dinimizin güzelliğini canavarlaştıran, ucubeye sokan alçaklara göre kendileri dinli,  Kuran ı Kerim i savunup sevdirenler ise dinsiz, ya bunlara lanet olsun!..

Meraklandılarsa mesela kendimi bildim bileli Kuranı sürekli okuyanlardanım. Ancak Kuran arapça demek değildir, başkasının yorumları iftiraları parantez içinde vermek değildir, anlam ve manadadır Kuran Allah ın öğütlediği gibi anlamak, akıl işletmektedir. Kendi fikirleri hurafeleri onlarla beraber cehennemin dibine.. kendi elleriyle yaptıklarına tapıyorlar, ne güzelde oyuna geliyorlar o olsun o karakterler doğru dine mensup olsalar bile aynı kaldılar, dünya hayatı sınanmaktır, imtihan hayatı Yaratıcımızla şeytanın Ayetlerde yazan bir anlaşması var kimin ne olduğunu kanıtlayacağım diyor Şeytan, izni koparıyor kıyamete kadar..

Yanlız bu yobazlar tüm bunları okuyup seni yine dinsizlik veya imansızlıkla suçlar, bunların sahip olduklarına lanet olsun onlarla beraber işe yaramaz malları batsın. Bunlar gibilerin kurduğu ülkeler rezil kepaze olsun, kendilerini değiştirinceye kadar lanet onların üzerine olsun!
Bunlar bizim değil geçmiş beddualar aslında görüyoruz bu tip ülkelere baktığımızda.

Bunları okuyup hoşlanmayan belasını bulsun..

.......

Mümin kadınlara da söyle: Bakışları ölçülü olsun ve cinsel organlarını korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünenler hariç açmasınlar. Örtülerini yaka açıklarına koysunlar. Süslerini şu kişilerden başkasına göstermesinler: Kocaları, yahut babaları, yahut kocalarının babaları, yahut oğulları, yahut kocalarının oğulları, yahut kardeşleri, yahut kardeşlerinin oğulları, yahut kendi kadınları, yahut ellerinin altında bulunanlar, yahut kadına ihtiyaç duymaz olmuş erkeklerden kendilerinin hizmetinde bulunanlar, yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlayacak yaşa gelmemiş çocuklar. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey müminler, hepiniz topluca Allah’a tövbe edin ki kurtuluşa erebilesiniz.

24- Nur Suresi 31

Cinsel organları korumak ne demek, temizlenmek, örtmek veya eşinden başkasına dokundurtmamak manasındadır.

Üstelik ayette kapatılacak yerin yaka açığı olduğu geçer. Yani hımarın başı kapatması değil, ayette açıkça yaka dekoltesini örtmesi istenir. (Yaka açığı manasına gelen ‘cuub’ kelimesi hem bu ayette kapanılacak bölgeyi belirtmek için, hem Hz. Musa’nın yaka açığına elini soktuğunu belirten ayetlerde geçer.) Göğüsün üstü yani..

Üstelik başörtüsünü Kuran’a maletmek isteyen zihniyet, açık bir saptırma yaparak “felyedribne” fiilini “salsınlar” diye tercüme etmeye kalkmıştır. Böylece ayeti okuyan “başörtüsünü yaka açıklarına salsınlar” şeklinde okuyacaktır. Oysa hiçbir şekilde “darabe” kökünden türeyen “felyedribne” fiili “salsınlar” manasına gelmez. Bu fiille örtünün yaka açığına konulması yani kapatılması anlatılır. Kuran’da salsınlar, indirsinler manasında “felyüdnine” kelimesi kullanılır. Allah böyle bir ifade kullanmak isteseydi “felyedribne” fiili yerine “felyüdnine” fiilini kullanabilirdi. Bu örnek bize gelenekçi zihniyetin, kendi fikirlerini doğru çıkartmak uğruna gereğinde Kuran’daki kelimelerin manasını kaydırmaktan çekinmediğini göstermektedir.


KURAN’DA TESETTÜR KELİMESİ YOK
Günümüzde kadının kapanması için kullanılan “tesettür” ifadesi de Kuran’da geçmez. İslam adına etrafında bu kadar büyük fırtınalar koparılan bir kavramın, yani “tesettür” ifadesinin İslam’ın temel kaynağı olan Kuran-ı Kerim’de bulunmaması önemlidir. Demek ki “tesettür” kelimesi dîni bir kavram olarak sonradan oluşturulmuştur.


Gelenekçi İslamcıların kimisi kadının yüzü de dahil vücudunun tümünün örtülmesinin farz olduğunu, kimisi iki gözü, kimisi tek gözü dışındaki her yerini örtmesinin farz olduğunu, en ılımlıları ise yüz, eller ve ayaklar dışında her yerini örtmesinin farz olduğunu savunurlar. Oysa kadınların kapanmasıyla ilgili dinin tek kaynağı olan Kuran’da açıklananlar bu iki ayetle sınırlıdır. Yani kadınların başını örtmesi, peçe giymesi ve diğer anlatılan sınırlar Kuran’ın değil geleneklerin ve şahsi görüşlerin dine sokulmasının sonucudur. Eğer Allah böyle katı sınırlar çizmek isteseydi, bir ayette “Cilbabla; yüzünüz ve elleriniz dışında her yerinizi örtün” şeklinde bir sınırla kapanmanın sınırlarını çizebilirdi. Örneğin abdest ile ilgili ayette Allah, yıkanacak yerleri tek tek saymış ve “Dirseklere kadar ellerinizi yıkayın” gibi ifadelerle kesin sınırları koymuştur. Eğer Allah kapanmada da kesin sınırlar koymak isteseydi, bunu en azından bir cümleyle belirtebilirdi. Geçmiş kavimlerin başına gelenleri bile detaylarıyla anlatan Kuran, her şeyi açıkladığını kendisi söyleyen Kuran, eğer kapanmada sınırları belirlenmiş bir ölçü olacaksa ve bu bir tek cümleyle bile açıklanabilecekse, niye bu cümleyi içermesin? Bu açıklamanın olmaması, haşa Allah’ın unutmuş olmasından değil, bilakis bu tarzda kesin bir sınır koymak istememesindendir. Yukarıdaki 33-Ahzab suresi 59. ayeti ele alırsak, ayette kesin hatları olmayan esnek bir ölçünün olduğunu görürüz.



Allah iyice örtünmeyin günah mı demesini bekliyorsunuz, isteyen çeşitli nedenlerle örtünürdü ama bu hiçbir zaman Allah ın dini değildir. Çarşafla dolaşmak yüzü kapatmak örtmek, tüm ülkenin bunlarla dolu olması Allah ın dini ise bela bize olsun, ülkemiz batsın, ama bunlar Yüce Allah ın emirleri değilse böyle toplumların üzerlerine bela üstüne bela yağsın acıları feryatları gerçekten Allah yolundakilerin imanlarını artırsın, kendilerini değiştirip adam oluncaya kadar, insan oluncaya kadar sömürülsünler ki başkaları yararlansın ülkelerinden, insanlık faydalansın kaynaklarından en azından, ancak bir süreye kadar olmazlarsa artık bunların ülkeleri kendileriyle beraber sulara gömülsün bir serinlik essin büyük denizler serinletsin geride kalan iyi insanları.. Nuh Tufanından esinlenerek bitti konu..

mezheplerin zararları


 Bilindiği gibi mezhepler kendi çıkarlarına ve din dışı Kuran dışı inançlarını devreye sokup otoritesini güçlendirmeye çalışanlarca oluşturulmuş, Allah sözü dışındaki görüşler, fikirler, teoriler, hurafeler ve alışkanlıklardır.

Bir kere Kuran’ın dinin tek kaynağı olduğu göz ardı edilip hadisler, içtihadlar dinin kaynağı kabul edilince, birçok mezhebin ortaya çıkması kaçınılmazdı. Nitekim öyle oldu ve yüzlerce mezhep ortaya çıktı.

Tüm bu örneklerdeki gibi farklı izahlarda doğruyu kim, nasıl bulacaktır? Kuran dışında başka kaynaklara kapıyı açarak kargaşalara yol açanlar, mezhepleri ortaya sürüp bu kargaşayı önlemeye çalışmışlardır. Böylece Kuran’ın dini, yani Allah’ın gönderdiği İslam; mezheplerin dinine, mezheplerin İslam’ına dönüşmüştür.

Bunların yorumladıkları ayetleri günümüzde bambaşka şekilde de yorumlayabiliriz, o zamanın insanı yapıyorsa şimdi gerçeklerin daha görünür hale geldiği asrımızda alası yapılır.

Mezhep imamları nasih-mensuh ile Kuran ayetlerinin hükmünü iptal ederek , farklı hadislerden kendilerine göre birini seçerek, kendilerine göre hadisleri yorumlayarak ve kendilerini içtihad yetkisiyle Allah’ın serbest bıraktığı konuları açıklayıcı konumuna getirerek , yepyeni bir dinsel yapı oluşturmuşlardır. Bu yeni yapının Allah’ın dini olduğu sanılsa da, ne yazık ki bu yeni yapı Katolik ve Ortodoks Hıristiyanlık ne kadar Allah’ın diniyse o kadar Allah’ın dinidir.

Bazıları bu mezhep imamlarının çok iyi niyetli olduğunu, din için fedakarlıklar yaptıklarını anlatarak eleştirileri görmezlikten gelmektedirler. Peki Ortodoks ve Katolik rahiplerin de iyi niyetli oldukları ve kendi mezhepleri için çalıştıkları söyleniyor, biz ne yapalım; Katolik ve Ortodoks bağnazlığı bu iyi niyet söylemlerinden ötürü Allah’ın gönderdiği Hıristiyanlıkla bir mi tutacağız?

İyi niyetli olarak güzel sözleri Peygambere yamamaya kalkışanlarda vardır, sanki koskoca Allah elçisinin sizin üç paralık yalanınıza yamanıza ihtiyacı var. İnanmadıkları için Peygamberi büyük göremedikleri için yama yapma ihtiyacı görüyorlar.

Bu mezheplerin imamları öyle bir konuma getirilmiştir ki; onlara verilen yetkiyle onlar istediğini iptal edilmiş hüküm ilan ederek, istediklerini kendilerince yorumlayarak, dilediklerini kabul ederek, uygun gördükleri durumlarda içtihad ederek Kuran’daki hükümlerden kat kat fazla hacimde sünnetler, farzlar, helaller, haramlar oluşturmuşlardır. Kuran’ın otoritesi dışında oluşturulan bu mezheplere Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli, Şii adları verilmiş, bu mezheplere uyan mukallidler(mezhep taklitçileri) ise mezheplerinin adlarıyla anılmışlardır.

Yani mezhepler helalleri, haramları ayrı birer dine dönüşmüş vaziyetteler. Mezhep imamı dilediği hadisi seçerek, nasih mensuh ile oynayarak, hadisleri keyfince yorumlayarak; Kuran’ın da, uydurmalarla dolu hadislerin de üstüne çıkmaktadır. Din, mezhep imamının bakışına göre şekillenmiş, oluşturulmuş oluyor. Ayrılığın iyilik, rahmet olduğu Kuran’a aykırı bir mantıktır ve uydurma bir hadisten gelmektedir. Oysa Kuran’da şöyle geçmektedir:

Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra çekişmeye girip fırkalar (mezhepler) halinde parçalananlar gibi olmayın.
3- Ali İmran Suresi 105

MEZHEPLERDEN KURAN’IN İSLAMI İLE KURTULURUZ
Mezhep taklitçiliğinin dine verdiği zararları Yaşar Nuri Öztürk “Kuran’daki İslam” kitabında şu şekilde açıklamaktadır: “Allah adına yalan uydurmanın bir yolu da mezhepleri din haline getirmek olmuştur. Mezhepler birer din, mezhep imamları tenkit üstü birer Peygamber haline getirilince İslam adıyla ortaya konan karışımın kaçta kaçının Allah’a, kaçta kaçının şuna buna ait olduğunu belirlemek, halk kitleleri için imkan dışına çıkar ve bu durum din adı altında bir kaosu insanlığın başına musallat eder. Aradan yüzlerce yıl geçmesine, insanlık boyut değiştirmiş olmasına rağmen hiç kimse bu eskimiş ve bir kısmı komedi haline gelmiş yorumlara dokunamaz. İşte zulüm ve Allah’a iftira budur. Bu zulüm yüzündendir ki gerçek İslam bilginleri, samimi din görevlileri Allah’ın saf ve berrak Kuran dinini yüzyılımızın insanına olduğu gibi anlatmaya kalktıklarında sadece zorluklarla değil engeller, iftiralar ve suçlamalarla karşılaşabilmektedirler. Çare Kuran’a gidişimizi engelleyen bütün putları, patentlerine bakmadan devirmek ve hükmü yalnız ve yalnız Allah’a bırakmaktır. Buna karşı çıkanlar, görünüşte dini kabul ettiklerini söyleseler de inkarcıdırlar. Çünkü ak ve berrak din yalnız Allah’ın tekelindedir (39-Zümer Suresi-3). Ve bu tekelden rahatsız olup Allah’ın hüküm yetkisine şu veya bu şekilde karışanlar, Allah’a karşı gelmiş olurlar.”

Bu zihniyetlerin, kıt imanlıların kitabı birkaç tane, önderi birkaç tane, hatta ümmeti birkaç tanedir. Bir tür anonim şirket gibidir. Bunun içindir ki devşirme dinde birlik ve ahenk yerine tefrika ve kaos vardır. Devşirme dinin tüm rahatsızlığı, ondaki hüküm kaynağının tek olmayışıdır. Devşirme dinde tam bir otorite boşluğu vardır. Ona göre, buna göre, falancanın kavlince, filancanın rivayeti mucibince, üstadın beyanına göre, hazretimizin fermanı gereğince v.s. kendi elleriyle yaptıkları devşirme dini bir yamalı bohça haline getirmiştir.

Kuran çok aydınlıkken bunlar karanlık boğucu sözler söylemişlerdir, anlaşılması ve zaten bir anlamının olması imkansızdır. Akıllı birinin geçmişteki aptalların, hilekarların sözlerine iman diye kafa patlatması hatta inanması tam bir rezalettir.

Allah bazı şeyleri eksik mi bıraktı, unutmuş mu da siz düzeltiyorsunuz Reziller ülkelerinide rezil etmekle uğraşıp dururlar, üstlerinede pislik yağıp durur.



09 Ağustos 2011

yobaz, cahil karaktersizlerin marifetlerinden bazı notlar

Türk Milliyetçiliğini tarih boyunca geriletenler aynı zamanda gericileştirmişlerdirde. Toplumun çok şuurlu değer yargıları, karakteristik üstünlükleri, yobazların basmakalıp imanları ve Kurandan nasibini almamış dinsizlikleriyle ya da dedelerinin dinleriyle Türk Kültürüne uymayan alçakça ve dinimizde yeri olmayan vahşi, karaktersiz tutumlarıyla ve çoğundaki sinsilik,fitne, fesat, yavşaklık, alçaklık, ukalalık, yalakalık, hilekarlıkla bozulmuştur. Bunların bu karakterleri ve yaptıkları alçaklıklar tarih boyunca dinle harmanlanıp önümüze dini diye sunulmuştur. Ancak tüm bu yanlışları, hurafeleri görmek için insanlığa, gerçek din Kuran a saygı duyup hep doğruları ve gerçekleri çekinmeden söyleyebilen insanlar gerekir. Unutmayın ki Kuran da Peygamberimizde hiç çekinmeden doğruları açıklamak uğruna en ufak örnekten yararlanıp, hakaretleri yerli yerinde yapmıştır. Bu Ayetler doğru çıkmaktadır, 'Aklını kullanmayan toplumların üstüne pislik ve bela yağar' der Kuran. Müslüman toplumlar kadarda aklını az kullananını zor buluruz.

Tarih boyunca bilgiye, ilime direndiler. Müslüman toplumların içinden doğan dahileri, büyük düşünürleri, bilginleri, mucitleri ve bu gerçekleri ülkeye taşıyanları yok ettiler, aşağılamaya çalıştılar; ancak görüldü ki aşağılanan kendi soyları oldu bit kadar ülkelerin önünde kendileri ve soyları eyildi. Ülkeleri şerefleri mahvoldu, ancak onlar tüm bu rezaletlerine rağmen kurtuluşu, imanı, şerefi üç kuruşluk bezlerde ve Kuranda yeri olmayan lanet edilen hurafelerde aradılar. Ancak hurafeler Allah tarafından lanetlenmiştir okumadınız mı Kuran ı, anlamadınız mı ' Kim bu dinin yanına başka söz getirirse Allah ın laneti onların üstündedir'

kaç kişi okudu