Sayfalar

19 Haziran 2010

terörle mücadele

terörle mücadele hakkında bir yazı

Silahlı terörün ülkemizde son bulamayışı ve kaynaklarının bir türlü kurutulamaması üzerine neler yapılmalı diye düşünmek gerekir, bu sorunun çözümünde düşünce biçimi sınırsızca olmalıdır, çünkü terörün önemli bir takdiği sınırsızca saldırıdır, bunu özellikle yapmalarına gerekte yoktur doğasında var görüldüğü kadarıyla.

aslında terörün kesin anlamı kaybedilmiş savaştır, kazanamayanların, bişey olamayanların ve olamayacakların, deliliğidir, deliliğin sosyal boyuttaki formudur.  Ülkemizde terör kazanırsa  bu terörle bir yerlere geliniyor demektir, ıspatlanmış olacak ve dolayısıyla artık beşiz kuleler mi neyse hazırlıklı olsun birileri, diğer yandan bu terörü her fırsatta besleyen rusyayla, iranda ya da diğerleri terör başarısız olmalıdır. Aslında hiçbir zaman başarılı olamaz ama sürünür durur, birileri bir umutla besleyip duruyor, olması gereken şey terörün kazanmaması değil zaten kazanamaz , gerçek terörün kazanamayacağının anlaşılmasıdır. Türkiye de başkalarının arzusuna göz dikip ortadoğu ve arabistandaki ganimet savaşına değil, hazardan bosnaya kadar olan bizi biz yapan değerlerin peşinde koşmalı aslında her ülke işini iyi yaptımı, varlığını iyi değerlendirdi mi herşey düzgün oldu mu birçok milletin birbiriyle ortak ama düzgün bir ortak olması olasıdır.

***
Ülkemizde ayrılıkçı, hatta ne üdü belirsiz terör örgütünü yaratan kürtçülük terörü olduğundan bununla ilgili düşünüyoruz bu yazıda bakalım ne çıkacak..

Terörle mücadele için yapılması gerekenler:

Başka ülkelerin arzuları terör sorununun asıl nedenidir, işte bu yüzden çözümün büyük kısmı burada gizlidir. Bu çok geniş düşülecek bir durum olmasının yanısıra herhangi birinin burada yazıp çizmesine mani değildir. Asıl hedef alınması gereken, bu dış ülkelerin emellerini boşa çıkartacak atılımlardır, yani dikenleri yolmaktansa gülü kopartmak daha iyidir ya da bu gülü başka yerlere dikmek daha işe yarayacaktır. Terörü besleyen ülkelerin amacını iyi biçimde tahlil ettikten sonra oyunlarını bozmak gerekir, yani oyunda yenmek değildir; takdik, oyunu bozmaktır. Sahaya girip karşıdaki rakip olmayacaksın, sahayı bozacaksın, taraftarların oturduğu mekanları başka bi hale sokacaksın. Ancak tabi hem bunu yapacaksın hemde derme çatma olan sahada oyun oynuyanları karşısına geçip tecrübeli , uzman kadronla yeneceksin. Düşününce her oyunun farklı bir zemini sınırı vardır, bunlar değişince oyunda değişiyor, bunu savaş stratejisine uyarlarsak bir çin seddi, surlar kaleler savaşın coğrafyasını değiştiren unsurlardır, dağlarda aynen öyle, o dağlara uygun sur gibi farklı yapılar askeri üstler kurulmalı, askeri yaşam merkezleri, daha gelişmiş uygulamalı birimler olmalı.  Dağlarda terörist avcılığını meslek edinmiş uzmanlar olmalı. 


 Ayrıca oralara uzakdaki, avrupadaki orta asyadaki gelişmiş ülkelerden ve ülkemizin dostlarıyla yapılan girişimlerle üretime ve nüfusa açılırsa oradaki kopukluğun önüne geçilecektir.   Terörün yuvalandığı yerlere elbette başka talepler ve paylaşılamayan yerin başka varoluş amaçları vardır, bundan faydalanarak diğerlerini değerlendirmeye hızlı bir şekilde geçilmelidir.  O topraklarda hıyar yetişmesini istemiyorsan karpuz dikersin, zararlı yabani otların yetişmesini istemiyorsan faydalısının tarımını yaparsın, sen kazandıktan sonra zararlıların istilasından kurtulduktan sonra biraz daha dışa açılıp düşünmekte fayda vardır. Ayrıca şu çok önemli tarımdaki bir çözüm bu terör sorununa ışık yakacak cinstedir ; avcı böcekler (predatör). Tarımda bunun uygulaması şu şekildedir: yetiştirilen tarım ürününe zarar veren böcekleri, ağaçlara ve insanlara zarar veren terör estiren böcekleri yok etmek için çare olarak onun doğadaki düşmanları karşılarına çıkartılır. Birçok zaman bu yararlı yokediciler aynı topraklarda bulunamamaktadır, ya teknoloji sebebiyle azalıp tükenmişlerdir ya da hiç gelmemişlerdir; bu sebeple başka topraklardan zararlıların düşmanları bulunup yetiştirilir, bu yeni böceklerden işini iyi bilen bazı karınca türleride vardır, bunların bazı türleri ülkemizde yoktur, ancak yetişecekleri iklim bolca mevcut. Kimi terörist böceklerin yuvalarına göz diker, kimi yumurtalarına, çoğunluklada onları yerler veya kendi yaşam olanaklarını kısıtlamasın diye çeşitli yollarla yok ederler.

 Türkistandan Türklere bu toprakları açmak, geniş haklar vermek, hatta bir kısmında japonların dilediği gibi tarım yapıp üretim yapacağı mekanlar haline getirmek bunları iyice yerleştirdikten sonra Abd yede aynı hakları tanımak bir yandan gelişmişlik diğer bir yandan nüfusun diğer Türkler tarafından değiştirilmesi sağlanmış olur, çok hızlı olmalı tabiki, yeni petrol şirketleride kurulur, japonlar ve koreliler iyi düşünülmeli Amerika panik yapacaktır, bu ülkelere üretimde her türlü olanak sağlanmalı, o bölgelerde toprak satın almak üretim yapmak bu ülkelere kolaylaştırılmalı. Tek bir ülkeyle strateji geliştirmek ve güvenip dayanmak uyuşukluğa ve yıkıma sebep olur, bakteriler gibi, doğanın dengesi gibi hepsiyle bir çözüm arayışına girilmelidir. Ayrıca bu sadece terör için değil, üretimde gelişimde bu böyle olmalı. Çözüm, başka ülkelerle büyük üretim ve kalkınma anlaşmaları ve yatırımlarıyla bu sorunun üstesinden gelinir ancak. Ülkelerde şunu iyi bilmeli ki orada bizi rahatsız eden oluşumların hayata geçmesi doğudaki ülkeleri taa Japonyaya kadar rahatsız edecektir, İpek yolu hala yaşıyor ve Avrupadan kaçıp Amerikayı keşfedenler teşekkür yerine intikam peşindeler: Ey Doğudaki ülkeler ipekyoluna sahip çık!..

Ülkemizdeki terör sorununda en çokta sınırlarımız yüzündendir, aslında hazar denizine kadar olan bölgeler Türklerin hakimiyetinden hiç çıkmamış olsaydı, sınırımız orta asyadaki Turan ülkelerinin başladığı yerde bitmiş olacaktı, böylece taze kanla ve Türk kimliğiyle beslenen topraklarımız gerçek vatansever toplumlarla harmanlanacaktı, bunlar hem insan gibi yaşamayı bilen hem de gerçek özgürlüğü bilen vatandaşlar olacaktı, ancak şimdi hain ve karaktersiz üstelik satılmış pekaka destekçileriyle karşı karşıyayız.

Aslında kürt ismininde nereden geldiği kelimeden bellidir, Türk kelimesinin şiveyle bozulmasından kaynaklanacağı gibi çok aşikar olan kurt tan gelmiş olabilme ihtimalide vardır, bunun kanıtıda başka yerlerde yaşayan kürt denen halkların olmayışı ama başka dağlarda yaşayan örnek afganistan kurt denilen halkların varlığıdır, yani dağlarda yaşayan Türklere kurt denmiştir, çünkü eski Türklerde kurt bir övgü kelimesi olduğu gibi, kurt aşiretleri vardı.

- Bunlarla birlikte her geçen yıl o topraklardan çoğalan zararlılar ülkemizi istila ediyor, terörün kendisinden daha vahim bir tablodur bu, ülke kürt denen zararlılar tarafından işgal edilmiştir! Bu nedenle Türklerin karakterine uymayan tarih boyunca Vatan dedikleri iklime coğrafyaya uymayan dağlık olan bu bölgeler Araplarla bir sınır gibi geçirilip Avrupalı yatırımcılara açıldığında, yerleşim imkanı özgürce verildiğinde, bu topraklara birikim ve kültürleriyle yerleşip bizim için yobaz araplara karşı avcı böcek görevi yapacaklardır. Fikir sadece.. Arabistan ve ortadoğudan gelecek zararların önüne etten bir Çin seddi çekilmesi, aynı zamanda kültürel, teknolojik ve bilimsel yöntemlerle inşa edilmiş bir set. Böylece hem kültürümüz hem ırkımız-genetiğimiz hemde sosyal hayatımız düzene girer. Herkes kendini ait gördüğü toprağa defolup sorun çıkartmamış olur. Tabi Irakta kurmak istedikleri ülkeyede defolan defolsun, yahudilerinde bir zamanlar toprağı yoktu Tom amcası ona toprak bulunca dünya üzerindeki anarşisi kendi topraklarında hüküm sürmeye başladı. Durum böyle olursa hava hoş kendilerini yesinler. Petrolde bulsunlar, gölge etmesinler başka ihsan istemez..

*****


Güçlü ülkelerin terörü beslemesindeki amaçlar çeşitlidir elbette. Lafım bu uzman terörist yetiştiren gelişmiş ülkelere:  belkide günün birinde sizin terörünüz sizin sorununuz olacak, sizin teröre yaptığınız takdikler günün birinde gelir sizi vurur, yılanı nerde beslerseniz besleyin sizde onun için bir tehlikesinizdir, günü gelir zehirlenen siz olursunuz.


Millete düşen görevler:


- Kürt olarak kendini gören birçok insanımız artık kendine kürt dememelidir, bunu ona söyleten terör örgütünü Türküm demekle yenecektir. Kürtçe ve kürt varlığı terör örgütünün en büyük destekçisidir, terörist olmayan kürtte değildir Türktür! Yoksa asırlar öncesinde yüzden fazla halktan oluşan binlerce göç almış Anadolu toprakları bütün hepsini harmanlayarak yükselmiştir, bazı büyük dağlar ardında kalan ve devlet otoritesinin uzağında kalan yerlerdeki halklar kendilerini koruduklarını ve ayrı bir halk olduğunu sanmışlardır halbuki büyük osmanlı gibi devletler sayesinde topraklar ve insanlar korunmuş, zulümden, yağmadan, düşmandan uzak kalmışlardır. Bu iyi niyetten rahatlıktan çoğalıp kendine has özellikler kazanıp azmışlar ve devlete çoğu zaman biz farklıyız diyerek isyan etmişlerdir, unutmayalım ki mikropların çoğalmasına neden olan yine kıt düşünceli osmanlıdaki çoğu otoritenin siyaseti olmuştur. Bir arabistan a ya da afrika ya yapacağın seferi yatırımı kendi topraklarına yapsaydın geleceğe yatırım yapmış olurdun.
- Terörün yuvalandığı bataklığı kurtmak için de onu lojistik olarak besleyen maddi kaynakları kurutmak gerekmektedir.

- Her Türk alışverişini mutlaka tanıdığı, bildiği ve emin olduğu esnaftan yapmalıdır. PKK’nın bugün en büyük gelir kaynaklarından birisi, kendisine düzenli olarak gönüllü bağış yapan esnaf, doktor, avukat ve bilumum Kürt işadamıdır. Bugün PKK’ya düzenli olarak bağış yapan doktorların, avukatların yakalandığını gazetelerden öğreniyoruz. Eğer PKK’ya gönüllü bağışta bulunmak istemiyorsanız paranızın nereye gittiğinden mutlaka emin olun. 

-Sokak başında görüp acıdığınız dilenciye para vereceğinize, aynı parayı çocuğunuzun eğitimi için harcayın. Eğer gazete haberlerini biraz olsun okuyorsanız o dilencinin sizden para aldıktan sonra Mercedes marka arabasına binip uzaklaştığını da biliyorsunuzdur; ya da yakalandıklarında üzerlerinden çıkan ve belki de sizin aylar boyunca çalışıp da kazanamayacağınız miktardaki parayı. Sizin iyi niyetinizi sömürenleri zengin etmek zorunda değilsiniz. Eğer maddi durumunuz gerçekten iyiyse ve bağış yapmak istiyorsanız Milli Mücadele Derneği, Mehmetçik Vakfı gibi paranızın nereye gittiğini gönül rahatlığı ile bileceğiniz kuruluşlar var. Dilencilere kazandırdığınız her kuruş, sokakların yeni dilencilerle dolmasına neden olacaktır. Üstelik bu dilencilerin PKK bağlantılı çeteler tarafından çalıştırıldığını, hatta ailelerinden kiralandığını aklınızdan çıkartmayın. Kötü örgütler hep kendinden daha güçlü olana hizmet etmektedir ve onla işbirliği yapmaktadır.

- PKK destekçileri bugün kendilerini sıradan yurttaş gibi göstermektedir. Güneydoğu’da askerlik yapan tanıdıklarınız varsa mutlaka anlatmışlardır. Gündüz size su verenler karanlık çöktüğünde silah sıkabilirler. O yüzden dükkanına her Türk bayrağı asanı Türk sanmayın. İlişkilerini bir sorgulayın, çalışanların konuşmalarına dikkat edin. Bugün İstanbul’un merkezinde kocaman Türk bayrakları asılı işyerlerinin Talabani’ye, Barzani’ye dolayısıyla PKK’ya para aktardıklarını biliyoruz.

- Seyyar satıcılardan alışveriş etmeyi artık bırakın. Bugün büyükşehirlerde zaten bir tane Türk seyyar satıcı bulamazsınız. Hemşehri dayanışması sayesinde Türkler tehdit edilerek bu sektörden çıkarılmış, seyyar satıcıların neredeyse %99,99’u Güneydoğu kökenli duruma gelmiştir. Seyyar satıcıların hepsi isteseler de istemeseler de bulundukları bölgede satış yapabilmek için PKK’ya para vermek zorundadır. Siz de kendi hemşerinizi, Kayseriliyi, Samsunluyu, Tekirdağlıyı destekleyin ve onların mağazalarından alışverişinizi yapın. Ve unutmayın ki, kayıt altına alınmış alışverişler sayesinde devletin vergi geliri artacağı için, sizin kesenize zararlı olacak yeni vergiler konulması da gerekmeyecektir.

- Kaçak sigaralardan sağlanan gelirde terör örgütlerine gitmektedir, bu kaçak sigaralar yurt dışından orjinal sigarlar bazında kaçak değillerdir, çünkü orjinal değillerdir, hepsinin ambalajı farklı tütünü ve kalitesi, tadı aynıdır, genzi yakıcı pis kokuludur, aynı zamanda sağlığa normal sigaradan çok daha zararlıdır.

- Korsan üretim yapanların tamamına yakını pkk ile iş birliği içindedir.

- Ülkemizdeki esrar, uyuşturucu ve sahte zararlı üretimlerin arkasında olanların çoğu kürt terör örgütlerine bağlıdır, bağlı olmayanlarıda tehdit ederek kendilerine bağlıyorlar. Bunları direk yetkililere bildirin arkasında terör örgütü vardır ve askerlerimize yardımcı olmuş olursunuz, bunlar ortaya çıktıkça şehit haberleri almazsınız.

- PKK bugün Güneydoğu’dan getirdiği çocuklara büyükşehirlerde kapkaç yaptırıyor.

- Sokakları PKK’nın denetimine bırakmayın! Kapkaç yapanı tanıyorsanız ya da tarif edebiliyorsanız derhal polise bilgi verin.

- Giresunlular, Ordulular, Sakaryalılar... Fındık mevsimi geldiğinde bahçenizde çalıştıracağınız kişileri iyi seçin. PKK bugün bir tek Karadeniz bölgesine girmeyi başaramıyor ve önündeki en büyük hedeflerden biri de bu. Bugün acıyarak bahçenizde çalıştırdığınız mevsimlik işçiler yarın temelli olarak kentinize yerleşebilir. Bunun sonunun nereye varacağını Mersinlilere, Adanalılara sorun. Bahçelerinin, tarlalarının hatta oturdukları evlerin bile tehditle ellerinden nasıl alındığını size anlatsınlar.


- PKK’nın en büyük gelir kaynaklarından birisi de topladığı haraçlardır. Sizden haraç alınmasına asla izin vermeyin, haraç verenleri de uyarın. Gerekirse Türk esnaflar olarak aranızda örgütlenin, sizden haraç almaya çalışanları emniyet birimlerine haber verin. Haraç vermeyi kabul etmezsem bana, dükkanıma zarar verirler diye düşünmeyin. Ankara Anafartalar Çarşısı’nda patlayan bombanın finansmanının İstanbul’da PKK’ya haraç veren esnaf tarafından karşılandığını aklınıza getirin.

- Bu terörist kürtler heryerde çoğalmaktadır ve Türk düşmanlığını heryerde dile getirmektedirler, masum Türk yoktur düşüncesiyle hareket edip saldırmaktadırlar. Domuz gibi çoğalıp hastalık yaymaktadırlar. Bunun karşılığında eli yüzü güzel, genetiği sağlam Türk insanlarınında en az beş tane çocuğu olmalıdır, bu ırkçılık gibi görünen tutum bu yasa dışı üretimlerle sağlığımızı bozan, genetiğimizi bozan aşağılık sürülere tepkidir ve gerçek sağlıklı bir düşüncedir. Ayrıca ırk zaten Tanrının yarattığı bir gerçektir, sadece kötülük yapmamak gerekir, yoksa ırkını tüm diğer güzel ırklarla harmanlamakta , neslinin sağlıklı gürbüz, güzel olmasını istemekte iyi bir anlayıştır.


- Bu bir kürttür diye nüfus cüzdanlarında yazılsın, Türk yazılmasın kürt yazılsın da ayrı bir düşünce, böylece günün birinde kürdistan diye bir ülke ortaya çıkarsa oraya postalanırlar, iyide olur alimallah, güllük gülistanlık olur herşey, mutlu sevimli güzel bir ülke oluruz.

- Kürt haydutları kürt olmayanları dışlamaktadır, esnaf kürt kaynamaktadır. En modern semptlerde bile it gibi çoğalmışlardır. Kürtleri dışlamadıkça terör örgütü sizi dışlamaktadır. Kürt varlığı pkk ya en büyük destekdir.

- Sevmediğiniz tipteki tavırdaki kürt esnafının adını kötüleyin, alışveriş yapmayın, sürekli polise şikayet edin, en ufak açıklarını konrol ettirin, sürekli denetim altında tutulmalarını sağlayın, şikayet edin, yasa dışı işleri, çirkinlikleri bildirin, çevrenizede söyleyin, onlarla alışveriş yapılamayacağını bilin çünkü size para üstü olarak kurşun sıkacaklardır.

- Doğulu insanın yapacağı en büyük fedakarlık Türküm demektir ve bu gerçektir zaten, sadece malumun ilanı kalıyor, bu sayede terörün şah damarı kesilmiş olacaktır, aynı zamanda Türk Milliyetçisi derneklere üye olup savunma hattını geliştirmeli.


*****




Olaylar ve Görüşler


Terörle mücadeleyi ABD kısıtlıyor, düzenimiz yetersiz, yasalarımızda eksik. Öncelikle Ordu kanadının görüşleri üzerinde biraz durmakta fayda var. Genel Kurmay, mevcut yasaların kendilerinin terörle mücadelesini kısıtladığından bahsediyor. Hükümet ise inadına askerin terörle mücadele etmesi için herhangi bir kısıtlama olmadığı cevabını veriyor.

Bütün kötülükleri bünyesinde taşıyan terörizme hak hukuk tanımakta adaletsizlikten başka birşey değildir.

PKK saldırıları sadece Hükümeti değil aynı zamanda Ordu’yu da yıpratmaktadır. Teröre karşı eli kolu bağlı bir asker görüntüsü Ordu’nun prestijini düşürmektedir.

Ülkemizde en adi suçlara bile idam cezası yoktur, bu kötülük tohumları ülkemizde bu sebeple zamanla çoğalmıştır, dinen idam cezası adaletli olduğu gibi, ülkemizin tamamına yakını zaten müslümandır, İslam dini suçsuz insanları öldürenin cezasının idam olduğunu söyler ve bunda hayat vardır der. Binlerce aşağılık işler yapmış insan yaşamakta ve soyuna soy katmaktadır.

Terör örgütü yandaşları ülkemizde özgürce dolaşmaktadır, normal insanlar gibi, belki sırıtarak dolaşıp, karanlık ifadeleriyle toplu taşıma araçlarında dolaşmakta, iş kurmakta, apartmanların, fabrikaların sahibi olmakta örgütlerini güçlendirmektedirler, bunlara karşı birlik olmuş örgütlenmeler yok denecek kadar azdır. Yasalar ve imkanlar terör örgütlerini neredeyse koruma altına almaktadır.

PKK’ya karşı mücadelede etkin bir önlem henüz alınmış değil. Varsa yoksa klasik “provokasyona gelmeyelim” çağrıları, “Türk-Kürt kardeşliği” mavalı, “sorun silahla değil demokrasiyle çözülür” şeklindeki PKK propagandası.

Kürt pkk lılar masum insanlara her gün saldırmakta ve bu onlara karşı alınacak tavırda iyi kötü ayrımını ortadan kaldırıyor ya da bugüne kadar kadırmalıydı. Her alanda kürt kimliğinin vatan hainliği, bölücülük olduğu tarihsel süreçte ortaya çıkmıştır.

Fransız Fransız olduğunu söylerken, İngiliz İngilizim derken Türküm demek sorun bazıları için. Türküm demeyi sorun yapanlar, Kürtüm diyip etnik milliyetçilik yapıp uğruna kan dökenleri destekliyorlar bu nasıl bir saçmalık.. Türküm demek istemeyen Kürtüm demek istiyor bu açık, o halde kürtüm diyeni kınasanıza köpekler..

90’lı yılların sonunda Güneydoğu’da terörü bitiren etkenlerin başında, OHAL uygulaması gelir. Ancak sonraki süreci biraz iyi takip etmek gerekir. 2002’de OHAL kaldırılır, aynı yılın sonunda AKP Türkiye’de iktidar olur ve 2003 Mart’ında da ABD Irak’a girer. İşte bu bir yıllık sürede Türkiye’de işler tersine döner.

Şimdi Zaman gazetesindeki uyanık Fethullahçılar “OHAL koşullarının PKK’yı büyüttüğünü” söylüyorlar ya, aslında bu büyük bir çarpıtmadır. Asıl PKK’yı büyüten AKP’nin uyguladığı politikalardır. Dolayısıyla Zaman yazarlarının “PKK, OHAL’i geri getirmek istiyor”, ya da “PKK’nın isteği yasakçı Türkiye” gibi tezleri de havada kalmış oluyor.

AB’ye uyum süreci adı altında devletin terörle mücadele konusunda elini kolunu bağlayan AKP iktidarı bir taraftan da pişkin pişkin bunun faturasını askere çıkarmaya çalışmaktadır. AKP’nin bugün de uygulamaya çalıştığı politika bunu devam ettirmekten ibrettir. ABD’ye sonsuz itaat ve askeri terörle mücadelenin tamamen dışına itecek yasal düzenlemeleri çıkarmak. Son TMYK toplantısında alınan İçişleri Bakanlığı bünyesinde özel bir birim kurulması kararı, bunun en büyük kanıtıdır.

Böylece Kürt-İslamcılar güle oynaya Türkiye’yi bölebileceklerini düşünüyorlar.

Teröristle masaya oturan ülkelerdeki gerçekler gösteriyor ki, bu işe yaramıyor, terörist sadece emeline ulaşanca terörü bırakacaktır; çünkü zaten arkasındaki güçler dünyanın süper gücü oldukları halde terörü kışkırtmaktadır, onların emeli terörün emelidir. İspanya Modeli denilen şey de aslında çıkar bir yol değil. Terör örgütüne taviz verdikçe sorun çözülmüyor tam tersine artıyor. İspanyol hükümeti ETA’nın oyuncağı olmuş durumda. ETA her anlaşmayı bozduğunda İspanyol hükümeti karşılık olarak verdiği tavizleri geri alıyor. Sonra yine bir ateşkes ve tavizler yine veriliyor.

Bütün bu tartışmalar devam ederken AKP bir yandan da terörle mücadeleyi tekeline alma girişimlerin elden bırakmıyor. Bu anlamda son yapılan Terörle Mücadele Yüksek Kurulu (TMYK) toplantıları ve MGK toplantılarını göz önüne alacak olursak, durum Türkiye açısından tam bir felakete doğru gidiyor. (2008)

AKP iktidara geldiği günden beri sistemli olarak MGK’yı etkisizleştirme operasyonu yürütmüştür. Milli Güvenlik Kurulu etkisizleştirilip terör yavaş yavaş özel harekatçı polislere bırakılmaktadır. Bu durumda bizim ülkemizde ilk olarak yaşanmaktadır, buna sebep kafası karışmış akp iktidarıdır. Dünyanın her yerinde terör olayları ulusal güvenlik açısından ele alınıp askere havale edilirken Türkiye’de ise askerden alınarak iç güvenlik birimi olan polislere devredilecek. Ve ilerleyen zamanlarda Türkiye, dünyada sınırlarını polisin beklediği tek ülke olacak.

Terör örgütü akp gibi iktidarları yumuşata yumuşata kıvama getirmektedirler. Aynı zamanda her türlü isteği sıralayıp bir ana başlığı söylemekten acizler zavallılar. Ülkeyi ülke yapan her özelliği istiyorlar,ancak ayrı bir ülkemiz olacak bizim istediğimiz budur demiyorlar, çünkü hala kandırıp kullanacakları insanlar var.

Çözüm; teröre karşı tavizsiz politika. Bugün PKK tarafından kurtarılmış bölge ilan edilen bütün yerlerde devlet otoritesi hissettirilmelidir. Unutulmamalıdır ki otorite olmayan yerde kargaşa olur. Terör örgütüne yönelik kararlı bir mücadele başlatılmalı ve bu mücadelede ABD’ nin dayatmalarından uzak durulmalıdır.

Terör örgütünü besleyen kürtler ve kürtçülüktür. Bu yemi yetiştirende gelişmiş ülkelerdir. Demokrasi nutukları atıp kürtlerin avukatlığına soyunanlar, kürtçülük yapmakla kalmayıp binbir türlü suça ve aşağılık işede ortak oluyorlar. Her konuda vatandaş olarak eşit hakları olan kürtler normal bir vatandaştır. O halde Kürt hakları denilen şey sadece ayrı bir kürt devletidir. İstedikleri toprakta öyle iki şehir değil ülkenin üçte biridir. En başından üzerinde konuşulacak bir iş bırakmamışlar yani. Kürt halkının hakları gibi iftiralar atarlarken, her türlü hakkın fazlasıyla tanındığını bütün ülke görmekte, sonuçta normal bir vatandaştan daha fazla haklara sahip olmuşlardır. Hapisten çıkarlar, zaten hiç girmezler, her türlü yasa dışı işi yapıp toplumu zehirleyip zengin olurlar, tecavüz edip iki günde çıkarlar, piyasayı ele geçirirler, yazarları kucaklarında büyütürler, akp zihniyetli politikacılarla oyun oynarlar, dolayısıyla her şehitin içine giren bir kurşun beş para etmez yazarlardan ve uyuz politikacılardandır.

Dünyanın her yerinde terörle mücadele, teröristle silahlı mücadeledir. Devlet, kendisine silah çeken teröristlerle savaşırsa devlet olarak kalabilir. Yok eğer kendine silah çeken örgütle silahlı mücadele etmiyor, onu ikna etmeye çalışıyor, onunla pazarlığa oturuyorsa, orada bir devletten değil ancak bir örgütten sözedilebilir. Şu an Başbakan Türkiye’yi tam da böyle bir durumun içine sokmuştur.

Akp ye göre durum şöyle: Teröristlerin İsteklerini yerine getirelim görün bakalım sorun kalıyor mu? '' Bak bak nasıl zekiler ya, hiç aklımıza gelmemişti, neden acaba ülkemizi sevdiğimizden midir nedir.. Zamanında bu pkk yandaşlarını kesip atmadıkları için durum iyice büyüdü, istila edildi Türkiye.. Çevrenize bir bakın bu bozuk davranışlı tipler her yerde.. Sorun ülkenin toprak olarak bölünmesinden daha feci bir hal aldı bu kürt adındaki virüs heryere yayıldı, bu biyolojik silahı abd üretti..


*****
Göçlere karşı her şehirde engelleyici bir politika olması gerekirken, bu durumda bile bir yasa geliştirilmemiştir. Bazı ülkelerde bu göç yasakları düznlemeleri uygulanmıştır, talep olmadıkça kimse şehrini terk edememelidir. Göç etmek isteyen kişinin önünde birçok engel ve sınav olmalıdır. Bazı şartları geçmelidir. Mesela bir şehirde iki sene ikamet ettikten sonra ordan göçebilmeli, böylece çoğu orada yaşamaya başlıyacak çoğuda iş veren bulana kadar orada kalacaktır ya da memleketine geri dönecektir. Böylece bu durak noktası olarak seçilecek şehirde zenginleşmiş olacaktır, her bölgeden bir şehir seçilebilir.

Karadeniz, İç Anadolu ve Doğu Anadolu’nun Türk nüfusu azalırken Kürt nüfusu artmaktadır. Kürt nüfus artışı doğal bir artış değildir, bir istila hareketinin parçasıdır. Kürtler Türk nüfusun dört misli üremekte ve bu nüfus fazlalığının bir bölümünü Güneydoğu’da tutmakta, önemli bir bölümünü ise Türk bölgeleri istila etmek için göçertmektedir.

PKK stratejisnin en önemli ayağı ise, büyük şehirlere ve kıyı şeridinde hakim olmaktır. Bu nedenle Güneydoğu’dan bu bölgelere planlı bir nüfus kaydırma politikası izlenmektedir. Antap’ten İzmir’e kadar güney sahillerinin etnik yapısı değiştirilmiştir. Hedef alınan bölgenin özelligi denize açılma kapısı olması ve ekonomik rant kaynağı olmasıdır.

****************

Hiçbir zaman kürtler millet olmamış aşiret varlığı sürdürmüştür, dağların ardında tarihi sürece adam gibi dahil olmadıklarından kaos yaşamaktadırlar. Kürt aşiretleri birbirinden kopuk, dağınık olarak göçebe olarak yaşamışlar, haydutluk ve eşkiyalıkları ile tanınmışlardır.

Bu aşiretler çeşitli milletlerin dışlanmış, veya bir şekilde esas millet toplumundan kopmuş insanlardan meydana gelmiştir... İbrahim Tatlıses gibi Arap asıllı Kürtler, Abdullah Öcalan gibi Ermeni asıllı Kürtler, Mesut Barzani gibi Yahudi asıllı Kürtler, Fars asıllı Kürtler, ve tabii TÜRK asıllı Kürtler vardır.

Aslında KÜRT kelimesi bile uydurmadır!.. Çünkü yakın zamana kadar bu insanlar kendilerine KÜRT demezler, "KURMANÇ" derlerdi, "ZAZA" derlerdi!.. Kürt adı onlara GÖÇEBE yaşadıkları DAĞLIK ve KARLI bölgenin özelliklerinden dolayı BAŞKALARININ TAKDIĞI AD idi.

Uydurma bir "sözlüğü" yayınlanmış olan "Kürt Dili" de, Evliya Çelebi zamanında bile 15 AYRI lehçe idi! Gene 4 ana grup altında toplanan bu lehçelerin sayısı, şu anda 50 civarındadır. Hiç biri bir diğerini anlamaz!..

Çeşitli adlar altında M.Ö.3000'lerden bu yana "Kürt Devleti" gibi gösterilmek istenen devletler, hiç bir yönü ile "Kürt" değildir. Kürt ayırımcılar kendini "Ârî Irk"tan sayarken dönüp tiplerine baktılarmı acaba, Afrika,İran,Arap karışımı olduğu gibi çoğuda çirkindir. Eee ırkçılığada böyle güzel bir yanıtı esirgemeyiz elbette. Bu gibi aptalca laflar komik ötesi dağlılardan ari ırk, daha ağaçtan yeni inmiş biçimleriyle üstün ırk komedisi. Aslında saçmalık, yalan dolan o kadar fazla ve belirgin ki, bu ayrılıkçılarda bu kötü özelliklerle bir millet ortaya çıkarabilirler, ancak dini hikayelerde böyle yoldan çıkmış, bozguncu, zalim, günahkar toplumlar doğal afetlerle ya da Allah ın ordularıyla yok edilmiştir. Valla bu Kürt saçmalığını kim düzeltir ve ortadan kaldırırsa işte o Allah ın ordusur.

Kürtler , ayrı bir MİLLET olmadığı gibi; tarih boyunca da hiç bir zaman DEVLET kurmamışlardır. Ama daima TÜRK devletlerinin içinde, TÜRKLER ile birlikte yer almışlardır. Çünkü TÜRKLER ile pek çok Kürt aşiretinin akraba olması bir yana; Arap, Fars, Yahudi, Ermeni kökenliler bile 100 yıldır kaderlerini Türk Devletleri'ne bağlamışlardır. Türkler yüceldikçe onlar rahat etmiş, Türkler sıkıştırıldıkça onlar da ızdırap çekmişlerdir.

Gelmiş geçmiş bütün yazarlar Kürtler'den bahsederken kötü şeyler söylerler. Çünkü evvel zamandan beri dağlara kaçan herkes diğer dağlılarla karışmış, kanun kaçakları, eşkiyalar, yol kesenler, farklı milletlere ait savaş kaçakları, hindistandan göç etmeye başlayan çingeneler hep Doğu Anadoludaki kimi yörelere ve dağlara çekilmişlerdir.

KARDUKLAR, TÜRKLER'in ataları olan İSKİT-SAKA boyundandır. Bu sebeple tutsakların yaptığı tanımlar da, ORTA ASYA'nın karlı dağlarında yaşamış olan Kürt boyuna uymaktadır, çünkü "kürt" kelimesi bir tek TÜRKÇE'de vardır, ve "kalın kar tabakası" ile bağlantılıdır. Kürt bölücüler ise, kendilerinin 5.000 yıldır varolduklarını iddia etmelerine rağmen, bu KARDUK halkı ("kürt" olsa bile), BOTAN ÇAYI'nın az aşağısındaki dağ köylerinde yaşayan, devleti bile olmayan bir halk... Hem de 100 yıl öncesinde bile HERODOT'un farketmediği, o tarihte olmayan bir halk... Belli ki, bizim dediğimiz gibi İSKİT-SAKA akınları ile gelmiş, dağlarda sıkışıp kalmış, oraya yerleşmiş bir halk. Başka açıklaması yok. Kürtler'e hiç faydası yok!..


"ONBİNLERİN RİCATI" adlı eserin yazarı KSENOPHON, M.Ö. 430 yılında doğmuş, ünlü feylezof SOKRAT'ın öğrencisi olmuştur.

KSENOPHON eserinin sonunda gezdikleri, gördükleri İran kralı ülkelerini sayıyor. Bunlar LİDYA (İZMİR bölgesi), FRİGYA (MANİSA bölgesi), LİKAONYA, KAPPADOKYA (KAYSERİ-NEVŞEHİR Bölgesi), KİLİKYA (NERSİN-ADANA bölgesi), FENİKE, SURİYE-ASURYA (YUKARI MEZOPOTAMYA), ARABİYA (GÜNEY MEZOPOTAMYA'nın çöl olan bölgeleri, şimdiki IRAK), BABİL, MEDYA, PAFLAGONYA, BİTHİNYA, AVRUPA TRAKLARI (yani şimdiki) TRAKYA ... Bunların birer valisi vardır.

Bir de saydığı halklar vardır. Bunlar harhalde çok küçük gruplar olduğu için bulundukları bölgelere adlarını vermemişlerdir. FASİANLAR, HESPERİTLER, KARDUKHLAR, KHALİBLER, KALDELİLER, KOLKHLAR, MOSSİNOİKLER, MAKRONLAR... KOİTLER ve TİBARENLER ... Bu son ikisine "özerk" demiş. (Ksenophon, Anabasis, Hürriyet Yayınları, 1974, İstanbul)

"Botan çayı aşılınca Yunanlar ARMENİYA'ya doğru ilerlemeye başladılar. KARDUKLAR'la bölge halkı ilişkilerinin düşmanca olması yüzünden ırmak boyunca yakınlarında şehir yoktu... Oradan DİCLE'nin kaynaklarından geçtiler." (sf. 126)... Ve yollarına devam ettiler.

KÜRT adı Güneydoğu Anadolu'da ancak 7. asırdaki Arap istilasından sonra, hatta 9. asrın başlarında işitilmeye başlamıştır. Yani MS.900 yıllarında.

KÜRT kelimesi ilk başlarda KALIN KAR TABAKALI BÖLGE'de yaşıyanları kastederek kullanılmışsa da, sonradan DAĞ GÖÇEBELİĞİ anlamına gelmeye başlamıştır. Dağda sıkışıp eşkiyağlık yapan bir halk hakkında içi boş sallama tarih yazmak komediden öteye geçmez. Bir devlet kurmuş değillerdir, aksine bir devletin egemenliğinden kaçan dağlı, eşkiya topluluktur, tarihte bu böyledir.

Aslında bu "soy kütüğü ve tarih uydurma" olayını başlatan da Kürtler değildir. Ruslar 1856 Paris Anltlaşması ile Boğazlar'dan Akdeniz'e inme umudunu kaybedince, KAFKASLAR'dan Basra Körfezi'ne inmeyi planlamışlar, yol üzerindeki Ermeni ve Kürtler'i kışkırtarak kendilerine yol açmaya çalışmışlardır.

Bu amaçla 1860 yılında Sen Petersburg Üniversitesi'nde bir Kürdoloji Bölümü kurdular... Jaba, B. Nikitine, V. Minorsky gibi kişileri de Urmiye, Erzurum gibi şehirlere "konsolos" diye gönderdiler. Bu kişiler yaptıkları araştırmalarla sonradan "kürdoloji uzmanı" olup çıktı. Bütün Kürtçülük-Bölücülük faaliyeti de bunların çalışmalarına dayandırıldı!

General Maslofsky "Umumî Harpte Kafkas Cephesi" adlı eserinde, gerçek emeli şöyle açıklar:

- "Ruslar'ın bu uğurdaki gerçek niyet ve ülküleri; Fırat boylarında Rus Kazakları ve Mujikleri'ni yerleştirmek, yani buraları da Kırım ülkesi, Kuban boyları ve Karadeniz'in doğusu gibi Ruslaştırarak İskenderun ve Basra Körfezi'ne inmekti."

Türklerin tarih boyunca yarattığı savaştığı, hayatını koyduğu eserlere,tarihte millet olarak devlet olarak, Türkten ayrı olarak hiç adı sanı geçmemiş dağlılar ortak olmak istiyorlar. Eşkiyalık genlerine işlemiş. Ancak Türk adı tarih boyunca her türlü kaynağa kazınmış, ama üzülmesinler Ruslar ya da Amerika onlara yeni bir tarih yazar , süpermenler , devler falanda olur içinde.. Kim bilir belki aya ilk ayak basan kürtlerdir. Belki İngiliz tarihine ortak olurlar, kim bilir... İngilterenin dağlarında yaşayanlarada kürt deniyordur belki.

Dedik ya orta doğuda birçok millet dağda yaşayanlara kürt dermiş yani bir millet adı değil. Sıfat, tanımlama.. OSMANLILAR şehir dışında yaşıyan bilhassa göçebe olan aşiret ve oymaklara TÜRK-TÜRKMEN demiş bunların düzlük ovalık yerlerde yaşıyanlarına YÜRÜK, dağda yaşıyanlarına da KÜRT tabirini kullanmıştır.

Bütün bu saçmalıklara tarih denmezse kürt tarihi diye bişeyde yoktur. Çingenelerin bile tarihi vardır, tarihle de bir millet olunmuyor yani..

Dünyadaki sayısız örnekleriyle de görüldüğü gibi, sadece dil faktörünün de bir toplumu ayrı bir millet ve ayrı bir devlet oluşturmaya yetmeyeceği tarihi ve bilimsel bir gerçektir.

Dil başlı başına bir devlet kurmaya yeterli değilken, bünyesinde farklı dilleri barındıran toplumların bir millet oluşturabileceğini de görmekteyiz... Çin, A.B.D. ve Hindistan bunun en iyi örneğidir. Ayrıca kürtçe diye adlandırılan lehçe Türkçe kurallarındadır, temeli Türkçe ve kelimelerinde çoğu kaybolan veya günümüzde kullanılmayan Türkçe kelimelerdendir.

Türklerin yazıları kültürleri bu topraklarda hep olmuştur, kürt sıfatından çok önceleride.. SÜMER, ELÂM, SAKA (İSKİT), KİMMER, OĞUZ olarak hem adımız, hem eserlerimiz var.

Kürt kelimesinin açıklaması, en azgın Kürtçüler tarafından dahi yapılamamaktadır.... Çünkü Kırmanç, Zaza, Lur, ve Kalhur ağızlarında böyle bir terim yoktur!.. Kürt olduğu iddia edilen toplumların dilinde kürt diye bir kelime yok, bu bile bazılarının kötü bir oyunun içinde olduğunu gösterir. Karlı dağ anlamına gelen Türkçe kelimelerden türemiş gibidir. 900' lü yıllardan itibaren ANADOLU'da TÜRKLER ve ARAPLAR arasında "kürt" kelimesi ORTAASYA'ki OYMAK ADI olarak değil; önce bu yukarda verdiğimiz anlamlarda, sonra da DAĞ GÖÇEBELERİ anlamında kullanılmıştır... Ve sadece Türkler için değil; Farslar'ın, Araplar'ın hatta Ermeniler'in, Yahudiler'in oraya buraya dağılmış grupları için kullanılmıştır. Yani bir milleti değil dağda yaşayan ilkel topluluklara ve eşkiyalara deniyormuş, kürt adı böyle ortaya çıkıyor.

Son yıllara kadar da bu insanlar kendileri için bu tabiri kullanmazlardı!.. Kullananlara da için için kızarlardı. Çünkü "Kürt" lâkabı, onlara başkalarının taktığı, anlamında bir derece küçümseme ve hor görme ifadesi gizli olan bir ad idi... Onlar kendilerine Kırmanç, Zaza, Dersimli demeyi veya aşiret adlarını kullanmayı tercih ederlerdi. Yani kürt bir hakaretti.

Günümüzdede kürdüm demek vatan hainliğinden başka bir anlama gelmemektedir, olacaksan İngiliz, Fransız veya Amarikalı ol, hatta japon ol ancak kürtlük yapma insan ol, eski zamanlarda ataların nasıl kürtleştiyse şimdi intikamını al Türküm diyerek Türk ol adam ol.

Öte yandan 1520 yılı önemlidir... Çünkü İran Şiiliğini kontrol altında tutmak istiyen Yavuz Sultan Selim, Ege, Akdeniz ve Orta Anadolu bölgesinden pek çok Türkmen aşiretini getirip Doğu Anadolu'ya yerleştirmiş, ancak bu kişiler Kanuni Sultan Süleyman dönemiyle başlıyan ekonomik bunalım sebebiyle ihmal edilmişler; hem medeniyetten hem de dillerinden uzaklaşmışlardır.


Yani aslında yüzyıllardır ihmal edilen Kürtler değil; nice ümitler ile o bölgeye yerleştirilen TÜRKLER'dir!.. Bu kişiler ihmal sonucu bugünün Kürtlerini meydana getirmişlerdir.

Bu sebeplerden ötürüdür ki, dağdan indikten sonra kürtlük biter, dağların dışında yaşayan artık kürt falan değildir. Gecekondu kelimesinin zamanla bir milleti ifade edebileceğini düşünmekle ,yani hayali bir kurguyla, kürt kelimesinin hikayesini anlayabiliriz. Olabilir mi böyle bir şey e zamanında olmuş, kürt meselesi diye de kavramsallaşmış hatta. Osmanlılar dağdakilere fazlasıyla ulaşamadığından, hizmet götüremediğinden ayrıcalık ve devletten bağımsız ufak çapta bir özgürlük vermiş, ancak yaşadıkları coğrafya ve imtiyazlar bu dağlı gecekonducuları zamanla başkalaştırmıştır, sorun budur. Ayrıca şehirdekiler zaten bir "dağlılık, göçebelik" ünvanı olan "Kürtlük"ten sıyrılıp, kendini TÜRK olarak niteliyor!. Şehirleşen insanın "kürtlüğü" ortadan kalkınca, sürtüşme de kaybolmaktadır. Bu sebeple doğunun şehirleşmesini ve zenginleşmesini önlemek istiyorlar. Önce ülkeyi böleceksin sonra Medenilerle anlaşma yapacaksın, yok öyle yağma asıl düşmanlık o zaman başlayacaktır; hem dış güçler hem de Türkler tarafından.

Güneydoğu'daki insanlarımız geçmişte kalmış olan KÜRT kavramına sarılırlarsa, ilerliyemezler. İlerliyenlerin ayakları altında ezilirler!.. Kürt kelimesini MİLLET ADI olarak ortaya atanlar, artniyetli batılılardır, bunun da tarihi 100 yıl bile değildir!.. Çünkü KÜRT adı ta Abbasiler zamanından beri GÖÇEBE DAĞLI KABİLELER'e verilmiş ortak lakabdır... Osmanlı Döneminde yaygınlaşmış, tamamen o anlamda kullanılmıştır.

Kürt kelimesi, biraz küçümseme taşıyan bir kelime olduğu için de, halk tarafından asla benimsenmemiştir... Halk kendine "Gurmanç, Zaza, Dersimli" der.


Kürtlük, göçebeliğe bağlı olduğu için, tıpkı Yürüklük gibi kaybolmaya mahkûmdur. Bundan da üzüntü değil, sevinç duymak gerekir.


Bu ülkeyi sahiplenmiş herkes tarihsel süreçte bir bütün olmuştur, ancak zamanında rusların sıcak denizlere inme çabaları ve onların diğer dış güçleri kullanmaları sebebiyle bu bölge farklı hayallerle yaşamak sounda bırakılmış ve hayallerle yetişmenin, kandırılmanın acısını çekmektedir. O bölgeler üzerinde oynanan oyun Türklerin orta asyadaki Türklerle birleşme sorunu değildir, böyle birşeyin tarihte saçma ve yanlış olduğu görülmüş, Atatürk de turancılığın saçmalığını bu şekilde ortaya koyar. Ülke ve millet büyüyebilir ancak turancılıkla bu hiç olmamıştır. Orta asyayı da içine alan tek ülke olma saçmalığı zaten uygulanma durumunda çöker gider, ne olacak hiçbir zaman hükmedemeyeceğin toprakları aynı ülke yaparak, bambaşka karakterler ve farklı coğrafyaların keşmekeşinde boğulacaksın o kadar. Avrupa da Türk e karşılık gelen latin birliği var mıdır? Germen ya da balkanlar aynı ülke aynı devlet aynı dilde midirler. Germen yani Alman çıkıp herkesi alman mı yapıyor.. Sonuç olarak sadece Rusya nın başlattığı ve devam etmekte olduğu bir oyundur, çok sayıda batılıyı da kandırarak...

***

Eski çağlardan beri çok farklı halklar Doğu Anadolu ya yerleşmiştir. En eski devirlerden beri birçok Türk boyu, hint veya asya göçmeni kavimler, Araplar, eski Avrupalı kavimler oralarda yerleşmiş, oraya özgü karışık bir dağ kültürü asırlarca oluşmuş, yani orada sadece bir halk var, millet devlet hiç olmamış; İstanbul halkı, Ankara nın halkı da var, İzmir in, Konya nın halkı var ancak, bunları basmayan kafalarda var.

Kürt kelimesi pek çok TÜRK lehçesinde "kalın kar yığını" anlamına gelir. Hiç bir zaman o meşhur "kürdistan" haritalarında Hazar Denizi'nden İskenderun'a uzanan mıntıkayı kastetmez. Daha sonra 1400'lerde İran'ın ortalarına doğru olan bölgede bir grup göçebenin yerleştiği yere bu ad verilmiştir.


Kelimeyi Yavuz Sultan Selim de aynı anlamda kullanmıştır... Yani kendilerine bir takım imtiyazlar tanıdığı göçebe dağlı aşiretlerin bulunduğu mıntıkaya özelliklerinden dolayı Kürdistan denilmiş, ve burada dolaşanlara da kürt-ekrat tabir edilmiştir. Kürdistan adının ve Kürt tabirinin resmiyet kazanıp Osmanlı arşivlerine girmesi böyle olmuştur. Yoksa orada "3000 yıldır yaşıyan, Türkler gelmeden önce oraların sahibi olan bir Kürt topluluğu" asla mevcut değildir.

Kürt toplulukları (dağlı topluluklar anlamındadır) dünyada Türklerden yani medenilerinden, asıllarından başka kimseye birşey borçlu değillerdir.

Emperyalistlerin öyle avuç içlerindedirler ki, onlara bağımlı olmuşlar ve bir o kadarda çaresiz bir biçimde kullanılmaktadırlar. Aslında çareleri bu bahsedilen gerçekleri görmeleridir. Ancak çaresizlikleri şudur, hayali kurguların, boş amaçların peşinde gidip bir hiç uğruna büyük pisliğe alet edilmeleridir. (''büyük pislik'' bu litaratüre geçmelidir, ayrıca büyük pislik diye bir kitap yazılmalıdır.) Başlarındaki eşkiyalar ve bölücü gurupların elebaşları her geçen sürede kendilerine masum dağlıları ve kürt adıyla anılmaya başlamış doğulu Türkleri korkutarak, kendi güçlerini kabul ettirerek taraftar toplamışlardır. Bu büyük pisliğin içinde neler yok ki, kan dökmek, eşkiyalık, emperyalistlere köpek olmak, gerçek tarihini hiçe saymak, kardeş kanı dökmek, yalan,iftira,tuzak, teröristlik, uyuşturucu kaçakçılığı..

Kürt kökenlilerin katıldıkları İSYANLAR, HEP TÜRKİYE'NİN ULUSLARARASI ARENADA EMPERYALİST GÜÇLER İLE BOĞUŞTUĞU DÖNEMLERDE ÇIKMIŞTIR!

****

Hem dinsiz, hem sonuna kadar Batıcı oldunuz mu, Türklüğü, müslümanlığı kötülediniz mi, Ermeni ve Kürt soykırımını kabul ettiniz mi, Fener Patrikhanesi'ni ekümenik saydınız mı, Kıbrıs'ı ve ve Güneydoğu'yu vermeye hazır oldunuz mu; Çetin Altan, Mehmet Altan, Ahmet Altan, Oral Çalışlar, Mehmet Ali Birand, Orhan Pamuk gibi "aydın"sınızdır...


Millet , Devlet bölünmez bir bütündür, bu ülkeyi beğenmeyen başka ülkeye gider, yok ülkede beğenmediğin unsurları düzeltmek istiyorsan bu ülkeyi bölmek değildir, ülkedeki yanlış uygulamaları düzeltme adı altında başka bir ülke yaratma çabası vardır, bunu hangi hükümet gelirse gelsin mevcut devlete hep düşman oluşlarından anlayabilirsiniz.

 "Halkların Kardeşliği" safsatası da böyledir. Kürt bölücüler sık sık yaptıkları gösterilerde bir yandan "Yaşasın Halkların Kardeşliği" diye bağırırlar, öte yandan "kardeş"lerinin üzerine, dükkânlarına, otomobillerine, otobüslerine molotof kokteyli atıp yakarlar, taşlarla camları tahrip ederler.

Ancak Kürt ayırımcılar caydırıcı uygulamalardan korktukları için, sık sık "kardeşlik"ten dem vururlar. Kastettikleri, kendileri ne yaparlarsa yapsınlar; banka da soysalar, yol da kesseler, adam da öldürseler; TÜRKLER'in ses çıkartmamasıdır!..

Herkes bilmeli ve kabullenmeli ki, bu ülke sadece TÜRKLER'in değil; ancak TÜRK VATANDAŞI olanlarındır!.. Ya da olabilenindir. Ülkenin adıda Türkiye olduğu için mecburen Türküm denmektedir.

Amerikalılar diyor ki, bizim ülkemizde hiç böyle sen şu millettensin, sen şu halktansın ayrımı yoktur, hepimiz Amerikalıyız çünkü der. Kendilerine Amerikan derler. Kullanılan kavram aynı, duygusal biçimi, övüncü, belirleyiciliğide Türküm demekten, bu kavramdan farksız. Kısaca onlar aynı kavramı doya doya bizden bin kat güçlü bir şekilde kullanıyorlar, filmlerinde, kitaplarında.. sonuçta farklı ülkelerdeki birçok vatandaş kendini Amerikan gibi hissetmeye başlamıştır. Bu da aslında Türkiye isminde Türk adı geçmesindendir, ancak şu da bilinmeli ki hiçbir zaman Fransız, İngiliz gibi daha özerk bir isim olmamıştır, latin gibi geniş bir anlamı vardır.

Bizim ülkemizde hiç böyle sen şu millettensin, sen şu halktansın ayrımı yoktur diyen Amerikalılar, asıl bizim ülkemizde kızılderili, zenci ayrımı olmamıştır. Amerikan ismi gibi, Türk ismide aynen Ulusal anlamda kavramsallaşmış biçimde tarih boyunca bizde mevcut olmuştur. Bir ırkı asla temsil etmez öyle olsaydı görünüşümüz rengarenk olmazdı, Orta Asyadan beri çeşitli halklardan oluşmuş bir milletiz. Bunları savunan bizler zaten büyük savaşlara katılmış kimi orta asyadan kimi diğer Türk bölgelerinden olan dedelerimizin soyundanız.

Tarihte Türk Devletleri aynı çatı altında hep Türk adı ile diğer halkları ve milletleri birleştirmiştir, bu nasıl olmuştur. Çünkü Türk kavramında ayrımcılık yoktu, aynı devlet çatısı altında birleşenler dost ve akraba olmuş ve kandan daha önemli bağlarla birbirlerine bağlanmışlardı. Şimdi Türk adını hepsi kullanır. Türk değilse Turandır çoğuda zaten ..




____________________________________________________________________________________________

kaynaklar,

egm.gov.tr
www.terorlemucadele.com/
www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/kategori.php?id=51
www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/kategori.php?id=44
www.turksolu.org/88/basyazi88.htm
www.turksolu.org/209/isbecer209.htm
www.turksolu.org/sehit/16.htm
www.turksolu.org/sehit/3.htm
Anadolu Tarihi
TAHİR TÜRKKAN'IN TARİH NOTLARI

..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

bi birey olarak isim ya da rumuz yazın !..

kaç kişi okudu